Bir insan 74 yıl boyunca ortadan kaybolup hiç yaşlanmadan yeniden ortaya çıkabilir mi. Üstelik üzerinde eski kıyafetleri, cebinde geçmişten kalma paraları ve kimsenin açıklayamadığı belgelerle. Yıllarca gerçek bir zaman yolculuğu vakası olarak anlatılan Rudolph Fentz hikayesi, tam da böyle başlıyor. Ancak bu olayın ardındaki gerçek, anlatılanlardan çok daha farklı. Hikayeye göre 1950 yılının haziran ayında, New York'un ünlü Times Meydanı'nda tuhaf bir adam belirir. Üzerinde 19. yüzyıla ait bir takım elbise, ayağında eski model ayakkabılar ve başında dönemin modasını yansıtan bir şapka vardır. Adam çevresine korku ve şaşkınlıkla bakmaktadır. Otomobiller, neon ışıkları, yüksek binalar ve kalabalık sokaklar karşısında ne yapacağını bilemez. Sanki bildiği dünya bir anda tamamen değişmiştir. Birkaç dakika sonra, karşıdan karşıya geçmeye çalışırken bir otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybeder. Polis, kimliğini belirlemek amacıyla ceplerini araştırdığında hikayenin en gizemli bölümü başlar.
Adamın üzerinden 19. yüzyıla ait olduğu söylenen paralar, eski bir iş kartı, geçmiş tarihli belgeler ve Rudolph Fentz adına düzenlenmiş bilgiler çıkar. Anlatıya göre belgelerin hiçbiri onlarca yıl boyunca taşınmış gibi görünmemektedir. Daha da tuhafı, adamın kıyafetleri ve eşyaları sanki 1870'li yıllardan doğrudan getirilmiştir. Polis kayıtları araştırdığında ise inanılması güç bir ayrıntıyla karşılaşır. Rudolph Fentz adında bir adamın 1876 yılında New York'ta ortadan kaybolduğu iddia edilmektedir. Kaybolduğu sırada yaklaşık 29 yaşındadır. Times Meydanı'nda hayatını kaybeden adam da aynı yaşlarda görünmektedir. Aradan tam 74 yıl geçmiştir. Peki, Fentz 1876 yılında bir şekilde zamanın dışına mı çıkmış, 1950 yılında yeniden mi ortaya çıkmıştır. Bu soru, hikayeyi zaman yolculuğuna ilişkin en çok anlatılan şehir efsanelerinden birine dönüştürür. Özellikle internetin yaygınlaşmasıyla birlikte olay, gerçek polis kayıtlarına dayanan açıklanamamış bir vaka olarak sunulmaya başlanır. Bazı anlatımlarda polis soruşturmasının ayrıntıları, tanık ifadeleri ve belgeler öylesine kesin bir dille aktarılır ki okuyanların çoğu olayın gerçekliğinden şüphe duymaz.
Ancak ortada önemli bir sorun vardır. Bu olağanüstü olayı doğrulayan güvenilir bir polis dosyası ya da dönemin gazetelerinde yayımlanmış bir haber bulunamamıştır. Hikayenin gerçek kökenini ortaya çıkaran araştırma ise 2000'li yılların başında gelir. Araştırmacı Chris Aubeck, Rudolph Fentz anlatısının geçmişini incelemeye başlar. Hikayenin farklı yayınlarda nasıl aktarıldığını karşılaştırır, eski dergileri araştırır ve sonunda dikkat çekici bir bağlantıya ulaşır. Rudolph Fentz, gerçek bir kayıp vakasının kahramanı değildir. O, Amerikalı yazar Jack Finney'nin 1951 yılında yayımlanan I'm Scared adlı bilimkurgu öyküsündeki kurgusal bir karakterdir. 15 Eylül 1951 tarihli Collier's dergisinde yayımlanan bu öykü, zamanın alışılmış düzeninin bozulabileceği düşüncesi üzerine kuruludur. Finney, geçmişten gelen insanların modern dünyayla karşılaşması fikrini kullanarak okuyucularına ürpertici bir kurgu sunmuştur. Fakat zaman içinde öyküden alınan Rudolph Fentz bölümü, özgün bağlamından koparılır. 1950'li yıllardan itibaren farklı yayınlarda yeniden anlatılan olay, giderek gerçek bir vaka gibi aktarılmaya başlar. Hikayenin kurgu olduğunu belirten bilgiler kaybolurken polis soruşturması ve eski belgeler gibi ayrıntılar anlatının inandırıcılığını artırır.
Böylece bir yazarın hayal ettiği karakter, yıllar içinde gerçekten yaşamış ve zaman yolculuğu yapmış bir insan olarak tanınır. İşin ilginç tarafı, Jack Finney'nin kendisinin de zaman, geçmişe dönüş ve alternatif gerçeklikler üzerine eserler kaleme almış olmasıdır. Yazarın 1970 yılında yayımlanan Time and Again adlı romanı da zaman yolculuğu temasını işler. Rudolph Fentz hikayesini özel kılan şey, yalnızca başarılı bir bilimkurgu öyküsü olması değildir. Aynı zamanda bir anlatının nasıl değişebileceğini, kaynağından uzaklaştıkça nasıl yeni bir kimlik kazanabileceğini göstermesidir. Bugün Rudolph Fentz'in 1876'dan 1950'ye yolculuk yaptığına dair tarihsel bir kanıt bulunmuyor. Times Meydanı'nda anlatıldığı şekilde gerçekleşmiş bir ölüm vakası da doğrulanmış değil. Ancak hikayenin gerçek dünyada bıraktığı iz oldukça dikkat çekici. Çünkü milyonlarca insanın merakını uyandıran bu olay, zamanın gizeminden çok insan zihninin bir özelliğini ortaya koyuyor. Ayrıntılarla süslenmiş, tekrar tekrar anlatılmış bir hikaye, bir süre sonra sorgulanmadan kabul edilen bir gerçeğe dönüşebiliyor.
Rudolph Fentz belki hiçbir zaman zamanda yolculuk yapmadı. Ama onun hikayesi, 1951 yılında bir bilimkurgu dergisinin sayfalarından çıkarak onlarca yıl boyunca gerçek tarihin içinde dolaşmayı başardı. Ve geriye tek bir soru kaldı. Bugün gerçek olduğuna inandığımız kaç gizem, aslında birilerinin yıllar önce yazdığı unutulmuş bir hikayeden ibaret...