Anadolu’nun eski düğünlerinde bazı anlar yalnızca bir tören değil, yeni kurulacak hayatın sembolüydü. Bunlardan biri de bugün adı giderek daha az duyulan yüz görümlüğü geleneğiydi. Gelin baba evinden ayrılır, yeni evine gelir ve düğünün ardından hayatının başka bir dönemine adım atardı. Bazı yörelerde gelinin yüzü duvakla örtülü olurdu. Damat gelinin duvağını açarken ona para, altın, takı ya da değerli sayılan başka bir hediye verirdi. İşte bu hediyeye yüz görümlüğü denirdi. Ancak yüz görümlüğü yalnızca gelinin yüzünü görmek için verilen para olarak düşünülmemeliydi. Geleneksel toplumda hediye, yeni kurulan aileye verilen değerin ve damadın eşine yönelik iyi niyetinin sembolik bir ifadesiydi. Verilen şey ailenin ekonomik durumuna ve yörenin âdetlerine göre değişebilirdi. Kimi yerde altın veya bilezik, kimi yerde para, kimi ailelerde ise başka değerli eşyalar tercih edilirdi.
Geleneğin uygulanışı da Anadolu’nun her yerinde aynı değildi. Bazı bölgelerde hediye duvak açılırken verilirken, bazı yerlerde düğünün başka bir aşamasında yüz görümlüğü adıyla gelinin kendisine sunulurdu. Bu nedenle tek ve değişmez bir Anadolu töreninden değil, aynı isim çevresinde şekillenmiş farklı yöresel uygulamalardan söz etmek daha doğru olur. Zamanla düğünler değişti. Duvak açma törenleri kısaldı, bazı eski ritüeller tamamen ortadan kalktı. Fakat yüz görümlüğü bütünüyle kaybolmadı. Bazı ailelerde bugün bile farklı biçimlerde devam ediyor. Belki de bu eski adetin en ilginç tarafı verilen altının değeri değildi. Bir duvağın açıldığı birkaç saniyeye, yeni başlayacak bir hayatın anlamının yüklenmesiydi. Bugün çoğumuz adını bile nadiren duyuyoruz. Ama Anadolu’nun eski düğünlerinde bazen bir gelinin duvağı açılmadan önce, küçük ama anlamı büyük bir gelenek bekliyordu. Yüz görümlüğü.