Yunan Ordusunun Büyük Taarruz’daki En Büyük Hatası [ 30 Ağustos 2026 ]


Yunan Ordusunun Büyük Taarruz’daki En Büyük Hatası

26 Ağustos 1922 sabahı Büyük Taarruz başladığında Yunan ordusu Anadolu’da yaklaşık bir yıldır güçlü savunma hatları hazırlıyordu Özellikle Eskişehir ve Afyon çevresi tahkim edilmiş, Afyon’un güneybatısında birbirinin gerisinde savunma mevzileri kurulmuştu. Yunan komutanlığı bu hatların Türk ordusunu uzun süre durdurabileceğine güveniyordu. Fakat asıl sorun savunma hatlarının zayıflığı değil Türk ordusunun nerede asıl kuvvet üstünlüğünü oluşturduğunun zamanında anlaşılamamasıydı. Mustafa Kemal Paşa’nın planı cephenin her noktasına eşit kuvvetle saldırmak üzerine kurulmamıştı. Türk ordusunun ana vurucu gücü gizlilik içerisinde Afyon’un güney ve güneybatısında toplandı. Bu bölgenin seçilmesinin önemli bir nedeni vardı. Buradan yapılacak başarılı bir saldırı, Yunan ordusunun İzmir Afyon ikmal hattını tehdit edebilir ve güneydeki birliklerinin geri çekilmesini son derece zorlaştırabilirdi.

Yunan komutanlığı ise geniş bir cepheyi savunmak zorundaydı. Türk 2. Ordusu cephenin başka kesimlerinde baskı oluşturarak Yunan kuvvetlerinin güneye rahatça kaydırılmasını engellerken, asıl darbe 1. Ordu tarafından Afyon’un güneybatısına indirildi. Aynı anda Fahrettin Altay komutasındaki 5. Süvari Kolordusu da Yunan ordusunun gerilerine yönelerek demir yolu ve haberleşme bağlantılarını tehdit etti. Böylece Yunan komutanlığı yalnızca önündeki saldırıyla değil, gerisinde büyüyen bir tehlikeyle de karşı karşıya kaldı. İşte kritik hata burada ortaya çıktı. Yunan savunma anlayışı büyük ölçüde tahkim edilmiş mevzilerde Türk saldırısını durdurabileceği varsayımına dayanıyordu. Oysa Türk planının amacı bu mevzilerin karşısında uzun süre savaşmak değil, dar bir bölgede büyük bir kuvvet üstünlüğü oluşturarak hattı hızla yarmak ve düşmana yeni bir savunma düzeni kuracak zamanı bırakmamaktı. Mustafa Kemal Paşa’nın hazırladığı taarruz planının temel hedeflerinden biri de Yunan kuvvetlerini geri çekilip yeni bir cephe oluşturamadan dağıtmaktı.

26 Ağustos’ta Tınaztepe, Belentepe ve Kalecik Sivrisi gibi önemli mevzilerin düşmeye başlaması bu hesabı bozdu. 27 Ağustos’ta Afyon’un Türk ordusunun eline geçmesiyle artık mesele birkaç savunma noktasının kaybedilmesinden çıkmıştı. Yunan birlikleri geri çekilirken aralarındaki düzen ve bağlantı giderek bozuluyor, Türk birlikleri ise kaçış yollarını kapatmaya çalışıyordu. Sonraki günlerde Türk ordusu baskıyı azaltmadı. Yunan kuvvetleri Aslıhanlar ve Dumlupınar çevresine doğru sürüklendi ve 30 Ağustos’ta ana kuvvetlerinin önemli bölümü kuşatma içerisinde kaldı. Başkomutanlık Meydan Muharebesi sonunda Yunan ordusunun büyük kısmı savaş dışı bırakıldı veya esir edildi. Bu yüzden Yunan ordusunun Büyük Taarruz’daki en büyük hatasını yalnızca “bir tepeyi kaybetmek ya da “bir komutanın yanlış emri” olarak görmek eksik kalır.

Asıl hata, güçlü savunma hatlarının kendilerine yeterli zamanı kazandıracağına fazla güvenmeleri ve Türk ordusunun dar bir bölgede oluşturduğu büyük kuvvet yoğunluğunun sonuçlarını zamanında karşılayamamalarıydı. Çünkü savaşta bazen en güçlü mevzi bile yeterli değildir. Eğer düşman darbeyi doğru noktaya, doğru zamanda ve yeterli güçle indirirse, aşılmaz sanılan savunma birkaç gün içinde bir kapan haline gelebilir. Büyük Taarruz’da yaşanan da büyük ölçüde buydu.