Türkiye’nin Mizah Hafızası: Diyojen’den Uykusuz’a Karikatür Dergileri [ 13 Eylül 2026 ]


Türkiye’nin Mizah Hafızası: Diyojen’den Uykusuz’a Karikatür Dergileri

Türkiye’de mizah dergilerinin tarihi aslında yalnızca karikatürün tarihi değildir. Siyasetin, sansürün, ekonomik krizlerin, mahalle hayatının ve toplumun neye güldüğünün de tarihidir. Bu yolculuğun önemli başlangıç noktalarından biri 1870’te Teodor Kasap’ın çıkardığı Diyojen oldu. Osmanlı basınında ilk Türkçe mizah yayınları daha önce görülmüş olsa da Diyojen bağımsız ve siyasi mizah karakteriyle öne çıktı. Halkın gündelik diliyle yöneticileri ve toplumsal sorunları eleştirdi. Üstelik mizah dergilerinin iktidarla yaşayacağı uzun ilişkinin habercisi gibiydi. Birkaç kez geçici olarak durduruldu ve 1873’te yayın imtiyazı iptal edildi.

Cumhuriyet dönemine gelindiğinde sahneye Akbaba çıktı. Yusuf Ziya Ortaç ve Orhan Seyfi Orhon tarafından 1922’de kurulan dergi, kesintilerle birlikte 1977’ye kadar yaşayarak Türkiye’nin en uzun soluklu mizah yayınlarından biri oldu. Akbaba yalnızca çizgiye yaslanmıyor, şiirden fıkraya ve edebi yazılara kadar geniş bir içerik yayımlıyordu. Siyaset, belediye sorunları, değişen toplum, kadın erkek ilişkileri ve gündelik hayat mizahın konusu olabiliyordu. Ancak sonraki kuşakların daha saldırgan sokak mizahıyla karşılaştırıldığında daha edebi ve seçkinci sayılabilecek bir çizgiyi temsil ediyordu.

1946’da ortaya çıkan Markopaşa ise mizahın dozunu sertleştirdi. Sabahattin Ali ve Aziz Nesin’in öncülüğündeki yayında Rıfat Ilgaz da yazılarıyla yer aldı. Markopaşa, dönemin siyasi ortamını doğrudan hedef alan haftalık bir siyasi mizah gazetesiydi ve ağır baskılarla karşılaştı. Böylece Türkiye mizahında sonraki yıllarda sık sık karşılaşılacak bir gelenek daha belirginleşti. Karikatür ve mizah artık yalnızca güldürmek için değil, başka türlü söylenmesi zor olanı söylemek için de kullanılacaktı.

Asıl büyük kırılma ise 1970’lerde Gırgır ile yaşandı. Oğuz Aral yönetimindeki dergi, mizahı aydın çevrelerin salonundan çıkarıp sokağa, minibüse, gecekonduya, kahvehaneye ve aile sofrasına taşıdı. Argodan geçim sıkıntısına, mahalle insanından siyasete kadar gündelik hayatın hemen her tarafı çizginin içine girdi. Avanak Avni gibi karakterler toplumun tanıdığı insan tiplerine dönüştü. Gırgır aynı zamanda genç çizerleri yetiştiren adeta tabelasız bir okuldu. 1980’lerin başında satışının 500 bin civarına ulaşması, bugün bir mizah dergisi için hayal edilmesi güç bir kitlesel etkiyi gösteriyor. Oğuz Aral’ın 1989’daki ayrılığından sonra eski etkisini kaybeden Gırgır farklı biçimlerde yaşamaya devam etti ve 2017’de yeniden yayımlanan versiyonu tartışmalı bir karikatürün ardından kapatıldı.

Gırgır aynı zamanda kendi çocuklarını doğurdu. Fırt, Çarşaf ve daha sonra Limon gibi yayınlarla mizah dergiciliği dallanıp budaklandı. 1986’da çıkan Limon daha sert, politik ve muhalif bir dil geliştirdi. 1991’de ise bu damardan Leman doğdu. Leman’ın dünyasında yalnızca siyaset değil, sokakta yaşayanlar, gençlik, alt kültürler, kent hayatı ve sistemle kavgalı karakterler de vardı. Ardından bu gelenekten yeni ayrılıklar çıktı. 2002’de Leman’dan ayrılan çizerlerin kurduğu Penguen, 2000’ler Türkiye’sinin siyasi ve toplumsal gündemini özellikle kapaklarıyla yorumlayan önemli yayınlardan biri oldu. 2007’de bu kez Penguen’den ayrılan Yiğit Özgür, Ersin Karabulut, Uğur Gürsoy, Umut Sarıkaya ve diğer isimlerin yer aldığı ekip Uykusuzu kurdu.

Bu yeni kuşakta mizahın konusu da değişmişti. Eski dergilerde politikacı, bürokrat ve mahalle insanı öne çıkarken Penguen ve Uykusuz kuşağı şehirli genç insanın yalnızlığını, ilişkilerini, aile içindeki tuhaflıkları, iş hayatını ve gündelik hayatın küçük rezilliklerini de mizaha dönüştürdü. Bir tarafta haftanın siyasi olayını tek karede özetleyen kapaklar, diğer tarafta hiçbir politik mesaj taşımadan yalnızca insanın saçmalığına gülen karikatürler vardı. Özellikle internet sayesinde tek bir karikatür, dergiyi satın almayan milyonlarca insana ulaşabiliyordu. Fakat tam da bu durum basılı mizahın en büyük sorunlarından birine dönüştü.

Penguen 2017’de kapanacağını açıklarken dijitalleşmeyle dergi ve gazete okuma alışkanlığının azalmasını ve çizimlerin sosyal medyada izinsiz dolaşmasını nedenler arasında gösterdi. Uykusuz ise 25 Ocak 2023’te son sayısını yayımladı. Derginin yazı işleri müdürü Barış Uygur kapanışın temel nedeninin ekonomik güçlükler olduğunu söyledi. Böylece tuhaf bir çelişki ortaya çıktı. Türkiye’de karikatür belki hiç olmadığı kadar hızlı dolaşıyor, fakat onu üreten basılı dergilerin ekonomik olarak yaşaması giderek zorlaşıyordu.

Bu değişimin bir başka tarafı da mizah anlayışının kendisinin dönüşmesi. Geçmişte normal karşılanan bazı cinsiyetçi, homofobik veya belirli toplumsal grupları klişeler üzerinden ele alan şakalar bugün çok daha fazla sorgulanıyor. Yeni kuşak mizah böylece yalnızca iktidara karşı ne kadar cesur olduğu üzerinden değil, kime güldüğü ve kimi şakanın hedefi yaptığı üzerinden de değerlendiriliyor.

Bugün basılı mizah dergilerinin eski kitlesel gücü yok. Leman ise uzun ömürlü bu geleneği sürdüren yayınlardan biri olarak yoluna devam ediyor. Buna karşılık karikatürün kendisi ortadan kalkmadı. Instagram gönderileri, X paylaşımları, web çizimleri, kısa animasyonlar ve bağımsız çizer hesapları bir zamanlar haftalık dergilerin yaptığı işi parçalara ayırarak dijital dünyaya taşıdı.

Türkiye’de mizah dergilerinin yaklaşık bir buçuk asırlık serüvenine uzaktan bakıldığında değişmeyen ilginç bir şey görülüyor. Diyojen döneminde yönetimi eleştirmek için kullanılan mizah, Gırgır’da sokağın sesine, Leman ve Penguen’de muhalif kapağa, Uykusuz’da ise gündelik hayatın absürtlüğüne dönüştü. Kağıt, tiraj ve okur alışkanlıkları değişti ama mizahın temel refleksi pek değişmedi. İnsanların doğrudan söylemekte zorlandıkları şeyleri bazen küçücük bir konuşma balonu ve birkaç çizgi söylemeye devam etti.