Anadolu parsının hikayesi uzun yıllar bir yok oluş hikayesi olarak anlatıldı. Türkiye'nin en büyük yırtıcı memelilerinden biri olan bu hayvanın dağlarda sessizce dolaştığı, yaban keçilerini takip ettiği ve insanlardan mümkün olduğunca uzak yaşadığı biliniyordu. Fakat avcılık, yaşam alanlarının daralması ve insan baskısı parsın izlerini giderek azalttı. 1974 yılında Ankara Beypazarı'nda bir parsın öldürülmesinin ardından Türkiye'deki son bireyin de kaybedildiği düşünüldü. Sonraki yıllarda görüldüğüne dair anlatılar ortaya çıktı, ayak izleri bulunduğu söylendi ama uzun süre kesin bir kanıt elde edilemedi.
Anadolu parsı aslında ayrı bir hayvan türü değil, leoparın bir alt türüdür. Bilimsel adı Panthera pardus tulliana olarak kabul edilir. Geçmişte Anadolu parsı, İran parsı ve Kafkas parsı farklı alt türler olarak değerlendiriliyordu. Daha sonraki genetik çalışmalar bunların aynı alt tür içinde ele alınmasına yol açtı ve bilimsel adlandırmada daha eski olan tulliana adı benimsendi. Dolayısıyla Anadolu parsının hikayesi yalnızca Türkiye sınırları içinde yaşayan kapalı bir hayvan topluluğunun hikayesi değildir. Bu büyük kedilerin yaşam alanları Anadolu'dan Kafkasya ve İran'a uzanan çok daha geniş bir coğrafyanın parçalarıdır.
Yıllarca asıl soru şuydu: Türkiye'de hala pars var mı? Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü arazi çalışmalarında bulunan iz ve işaretlerin ardından araştırmaları yoğunlaştırdı. Sonunda 25 Ağustos 2019'da bir erkek pars fotokapanla görüntülendi. Ardından başka bölgelerden de kayıtlar geldi. Antalya Sarıkaya Yaban Hayatı Geliştirme Sahası'nda 20 Eylül 2020'de bir birey kaydedildi ve 2021'in sonuna kadar aynı sahada 15 ayrı tespit yapıldı. Böylece onlarca yıldır anlatılan pars hikayesi söylenti olmaktan çıktı. Türkiye'nin dağlarında parsın hala yaşadığı artık görüntülerle belgelenmişti.
Bu keşif aynı zamanda 1974'te öldürülen hayvanın gerçekten son Anadolu parsı olmadığını gösterdi. Aslında bilim insanları bunun kesin bir son birey olduğunu hiçbir zaman kanıtlayamamıştı. O tarihten sonra güvenilir kayıtların ortadan kalkması, türün Türkiye'de yok olduğu düşüncesini güçlendirmişti. Günümüzde ise fotokapanlardan çok sayıda fotoğraf ve video elde ediliyor. Ayak izleri ve tırmalama izleri kaydediliyor, hangi bölgeleri kullandıkları ve nasıl hareket ettikleri araştırılıyor. İzleme çalışmalarında bir parsın tek bir gün içinde 25 kilometreden fazla yol kat edebildiği de belirlendi. Bu kadar geniş alanlarda dolaşabilmesi, neden yıllarca insanlara görünmeden yaşayabildiğinin ipuçlarından biri olabilir.
Fakat Anadolu parsının geri dönmüş olması ile tehlikenin geçmiş olması aynı şey değil. Türkiye'de düzenli ve sağlıklı bir pars popülasyonunun bulunduğunu söylemek için henüz yeterli veri yok. Tarım ve Orman Bakanlığı da daha önce en az dört farklı alanda bireylerin belirlendiğini ancak düzenli bir popülasyondan söz edilemeyeceğini açıklamıştı. Bu nedenle özel araştırma birimleri oluşturuldu, fotokapanlarla izleme çalışmaları başlatıldı ve olası yaşam alanlarının belirlenmesine yönelik çalışmalar genişletildi. Anadolu parsının avlanması da kesin olarak yasak.
Üstelik pars hala kendisini kolay kolay göstermiyor. Kasım 2024'te fotokapanlardan bugüne kadarki en net görüntülerinden biri elde edildi. Mayıs 2025'te yeni görüntüler yayımlandı ve izleme çalışmalarının devam ettiği açıklandı. Bir zamanlar yalnızca eski fotoğraflarda, av hikayelerinde ve müze kayıtlarında kaldığı düşünülen hayvanın bugün Türkiye'nin dağlarında dolaştığını artık biliyoruz. Fakat nerelerde kaç bireyin yaşadığı ve birbirleriyle bağlantılı bir popülasyon oluşturup oluşturmadıkları hala araştırılıyor.
Anadolu parsının hikayesini ilginç yapan da tam olarak bu. İnsanlar yaklaşık yarım yüzyıl boyunca onun kaybolduğunu düşündü. Oysa bazıları büyük ihtimalle insanlardan uzakta yaşamaya devam etti. Bugün fotokapanın önünden birkaç saniyeliğine geçen bir pars yalnızca nadir bir hayvanın görüntüsü değil. Aynı zamanda doğada bir türü yok olmuş ilan etmekle gerçekten yok olması arasındaki büyük farkın hatırlatıcısı. Anadolu parsı geri dönmedi. Büyük ihtimalle hiçbir zaman tamamen gitmemişti.