Sakkara’da Binlerce Yıldır Kapalı Kalan Mezarlar; Mühürlü Taş Lahitler Ortaya Çıkarıldı [ 31 Ağustos 2026 ]


Sakkara’da Binlerce Yıldır Kapalı Kalan Mezarlar; Mühürlü Taş Lahitler Ortaya Çıkarıldı

Mısır’ın kumlarının altında geçmişin tamamıyla ortaya çıkarıldığı söylenemez. Bunun en güçlü örneklerinden biri, arkeologların neredeyse her yeni kazı sezonunda farklı bir hikayeyle karşılaştığı Sakkara. Kahire’nin güneybatısında bulunan ve Antik Mısır’ın en önemli mezarlık alanlarından biri kabul edilen bölgede gerçekleştirilen son kazılar, bu kez 4 bin yıldan daha eski bir mezarın yanı sıra birbirine bağlı mezar kuyularını ve hala kapalı durumda bulunan üç taş lahdi gün ışığına çıkardı. Keşif, Sakkara’daki Bubasteion Nekropolü’nün batısında çalışan Mısırlı arkeologlar tarafından gerçekleştirildi. Kazı ekibi burada Eski Krallık dönemine tarihlenen ve Sekhentyu  Ptah adlı üst düzey bir devlet görevlisine ait olduğu belirlenen bir mezar ortaya çıkardı. Mezar sahibinin kim olduğu ise tahminlerle değil, mezarda korunan hiyeroglif yazıtların okunmasıyla anlaşıldı.

Yazıtlar Sekhentyu Ptah’ın sıradan bir devlet görevlisi olmadığını gösteriyor. Taşıdığı unvanlar arasında kraliyet mabeyinciliği, kralın işlerinin denetimi, kraliyet belgelerinin gözetimi, kraliyet emirlerinin sırlarının korunması, katiplerin denetimi ve adalet ile düzeni temsil eden tanrıça Maat’ın rahipliği bulunuyor. Bu unvanların birlikte değerlendirilmesi, onun Eski Krallık yönetiminin oldukça üst kademelerinde bulunan ve saraya yakın bir kişi olduğunu düşündürüyor. Fakat mezarı ilginç yapan yalnızca sahibinin kimliği değil. Arkeologlar mezarın cenaze şapelinin kalıntıları arasında, sahte kapı olarak bilinen mimari unsurun hala orijinal konumunda bulunduğunu tespit etti. Antik Mısır inancında bu kapılar fiziksel olarak başka bir odaya açılmıyordu. Ölen kişinin ruhunun yaşayanların dünyasıyla bağlantı kurabileceği sembolik bir geçit olarak düşünülüyordu.

Üstelik kapının hemen önündeki düzen de büyük ölçüde korunmuştu. Burada alabasterden yapılmış sunak masası, adak diski, arınma havuzu testi ve çeşitli ritüel kapları bulundu. Nesnelerin üzerinde Sekhentyu Ptah’ın adını ve unvanlarını taşıyan hiyeroglifler yer alıyordu. Arkeologlar açısından asıl değerli noktalardan biri, bu eşyaların yalnızca bulunmuş olması değil, cenaze törenlerinde bırakıldıkları özgün konumlarıyla birlikte incelenebilmesi. Böylece araştırmacılar binlerce yıl önce gerçekleştirilen cenaze ritüellerinin nasıl düzenlendiğine ilişkin daha güçlü ipuçları elde edebiliyor. Kazı ilerledikçe hikaye daha da büyüdü. Sekhentyu Ptah’ın mezarının çevresinde birbirleriyle bağlantılı mezar kuyularından oluşan geniş bir sistem ortaya çıkarıldı. Kuyuların içinde insan kalıntılarının yanı sıra çok sayıda boyalı cenaze kartonajı ve 100’den fazla fayans uşabti figürü bulundu. Uşabtiler, Antik Mısır cenaze kültüründe ölen kişiye öteki dünyada hizmet etmesi amacıyla mezara bırakılan küçük figürlerdi.

Ve keşfin en fazla merak uyandıran bölümü burada ortaya çıktı. Üç taş lahit hala kapalı durumdaydı. Arkeologlar bu üç taş tabutu orijinal durumlarında kapalı olarak bulduklarını açıkladı. Aynı alanda ahşaptan yapılmış şahin biçimli bir figür, çeşitli seramik kaplar ve başka cenaze eşyaları da ortaya çıkarıldı. Ancak burada önemli bir ayrıntı var. Bu üç kapalı lahdi doğrudan Sekhentyu Ptah’ın mezarıyla aynı tarihe aitmiş gibi değerlendirmek doğru değil. Bulgular, nekropolün farklı dönemlerde tekrar tekrar kullanıldığını gösteriyor. Eski Krallık mezarıyla birlikte çevredeki daha sonraki dönemlere ait gömüler, Sakkara’nın yüzyıllar boyunca yaşayan bir mezarlık alanı olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmacılar özellikle mezar kuyularındaki bulguların Mısır’ın daha sonraki dönemlerindeki defin geleneklerinin anlaşılmasına katkı sağlayacağını belirtiyor.

Üstelik burası geçmişte tamamen dokunulmadan kalmış bir alan da değildi. İlk incelemelerde bazı mezar odalarının antik çağlarda mezar soyguncuları tarafından açıldığı belirlendi. Soyguncuların bir mezar odasından diğerine ulaşabilmek için duvarlarda geçitler oluşturdukları tespit edildi. Buna rağmen üç taş tabutun kapalı durumda bulunması ve çok sayıda cenaze eşyasının günümüze ulaşması, keşfin bilimsel değerini daha da artırıyor. Peki Sakkara neden hala bu kadar çok keşif veriyor. Çünkü Sakkara tek bir firavunun mezarlığı değildi. Antik Memphis’in en önemli nekropollerinden biri olan bölge, Mısır tarihinin binlerce yıllık bölümünü aynı coğrafyada barındırıyor. İlk hanedanların kralları ve soylularından Eski Krallık dönemine, daha sonraki Mısır hanedanlarından Greko Romen ve hatta Kıpti dönemine kadar uzanan çok geniş bir tarih burada izlenebiliyor. Ünlü Firavun Djoser’in Basamaklı Piramidi de Sakkara’da bulunuyor. Bu nedenle yeni keşfin önemi yalnızca üç kapalı lahit bulundu cümlesinden ibaret değil.

Sekhentyu Ptah’ın mezarı bir taraftan 4 bin yıldan daha eski Mısır devlet yönetiminin üst kademelerinde bulunan bir insanın kimliğini ve cenaze ritüellerini ortaya çıkarırken, çevresindeki mezar kuyuları aynı alanın sonraki yüzyıllarda nasıl yeniden kullanıldığını gösteriyor. Arkeologların önünde şimdi hiyeroglifleri, insan kalıntılarını, cenaze eşyalarını, mezar mimarisini ve farklı dönemlere ait katmanları birlikte inceleyebilecekleri oldukça geniş bir malzeme bulunuyor. Kazı çalışmaları da sona ermiş değil. Mısır arkeoloji ekibi bölgede belgelemeye, analizlere ve karşılaştırmalı araştırmalara devam ediyor ve elde edilen bilimsel sonuçların daha sonra hakemli akademik yayınlarda yayımlanması planlanıyor. İlk kazı sezonunda ulaşılan bulgular ise araştırmacılara göre bölgede henüz ortaya çıkarılmamış başka yapı ve eserlerin bulunabileceğine dair güçlü işaretler taşıyor. Belki de Sakkara’yı bu kadar etkileyici yapan tam olarak bu dört bin yılı aşkın süre önce kapatılan bir mezar bugün açıldığında, yalnızca içindeki nesneler değil, unutulmuş bir insanın adı, görevi ve yaşadığı dünyanın parçaları da yeniden ortaya çıkıyor.