Bazen uzun bir rüyanın tam ortasındayken alarm çalar. Rüyada sanki saatlerce dolaşmış, birçok insanla konuşmuş, hatta başından sonuna kadar koca bir hikaye yaşamışızdır. Fakat uyandığımızda aklımıza tuhaf bir ihtimal gelir. Ya bütün bunlar alarm çalmadan birkaç saniye önce gerçekleştiyse? Rüyaların aslında yalnızca birkaç saniye sürdüğü, beynin o kısa sürenin içine uzun bir hikaye sıkıştırdığı düşüncesi oldukça yaygın. Ancak uyku araştırmaları bunun genel olarak doğru olmadığını gösteriyor.
Rüyalar yalnızca birkaç saniyelik görüntülerden ibaret değildir. Özellikle REM uykusu sırasında oldukça uzun ve ayrıntılı rüyalar görülebilir. Gece boyunca REM dönemleri tekrar eder ve sabaha yaklaştıkça uzayabilir. Bu nedenle bir rüyanın dakikalar boyunca devam etmesi mümkündür. Üstelik insanlar REM uykusunun farklı noktalarında uyandırıldığında anlattıkları rüyaların uzunluğu ile o ana kadar geçen uyku süresi arasında belirli bir ilişki bulunduğunu gösteren deneyler vardır.
Daha da ilginci, rüyalardaki zamanın çoğu durumda gerçek zamandan sandığımız kadar farklı işlememesidir. Lucid rüya araştırmalarında, rüya gördüğünün farkında olan kişilerden rüyalarının içinde belirli görevleri yapmaları ve önceden kararlaştırılmış göz hareketleriyle araştırmacılara işaret vermeleri istendi. Bazı basit görevlerin rüyadaki süresinin uyanıkken yapılanlarla yaklaşık benzer olduğu, bazı fiziksel görevlerin ise rüyada daha uzun sürebildiği görüldü. Yani beynin birkaç saniyeye saatler sıkıştırdığı fikrini destekleyen güçlü bir kanıt yok.
Peki neden bazen bir rüya bize saatler hatta günler sürmüş gibi geliyor? Çünkü rüyanın hissedilen süresiyle gerçekten geçen süre aynı şey değildir. Beyin bir hikayenin her saniyesini göstermek zorunda değildir. Rüyada bir anda başka bir yerde olabilir, zamanın geçtiğini doğrudan bilebilir veya birbirinden kopuk sahneleri tek bir uzun hikayenin parçalarıymış gibi algılayabiliriz. Bir filmde birkaç saniyelik geçişle yılların geçtiğini anlamamız gibi, rüya da zamanın tamamını yaşatmadan bize uzun bir zaman geçmiş hissi verebilir.
Bu yüzden, saatler süren rüyam aslında üç saniyede gerçekleşti, düşüncesi büyüleyici olsa da bilimsel açıdan pek doğru görünmüyor. Rüyalar gerçekten dakikalarca sürebilir. Asıl gizem belki de rüyanın ne kadar sürdüğü değil, beynimizin zaman duygusunu nasıl böylesine kolay değiştirebildiğidir. Biz uyurken saat aynı hızda ilerler fakat zihnin içinde zaman, saate bakmak zorunda değildir.