Project COLDFEET; CIA’in Terk Edilmiş Sovyet Buz Üssüne İnişi [ 03 Eylül 2026 ]


Project COLDFEET; CIA’in Terk Edilmiş Sovyet Buz Üssüne İnişi

Soğuk Savaş’ın en sert mücadeleleri her zaman Berlin sokaklarında, casusların buluştuğu karanlık otel odalarında ya da nükleer füze üslerinde yaşanmadı. ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki istihbarat savaşının en sessiz cephelerinden biri, Kuzey Kutbu’nun uçsuz bucaksız buzlarıydı. 1962 yılında gerçekleştirilen Project COLDFEET ise bu mücadelenin en sıra dışı operasyonlarından biri olarak tarihe geçti. Çünkü Amerikan istihbaratı Sovyetlerin Arktik Okyanusu üzerinde terk ettiği gizemli bir araştırma istasyonuna iki adamını paraşütle indirdi. Üstelik onları geri almak için hiçbir uçak yere inmeyecekti. Sovyetler Birliği uzun yıllar boyunca Kuzey Kutbu’nda Severny Polyus , yani Kuzey Kutbu adı verilen sürüklenen araştırma istasyonları kuruyordu. Bunlar bildiğimiz anlamda karaya kurulmuş üsler değildi. Büyük ve nispeten sağlam buz kütlelerinin üzerine barakalar laboratuvarlar, iletişim sistemleri ve çeşitli ölçüm cihazları yerleştiriliyor, ardından istasyon buzla birlikte Arktik Okyanusu üzerinde sürükleniyordu. Resmî olarak bilimsel araştırmalar için kullanılan bu istasyonlar, Soğuk Savaş’ın askerî şartları düşünüldüğünde Amerikan istihbaratının da doğal olarak ilgisini çekiyordu. Özellikle Sovyetlerin buz altındaki denizaltıları tespit etmek amacıyla yürüttüğü akustik çalışmaların hangi seviyeye ulaştığı merak ediliyordu.

1961 yılında Amerikan uçakları Sovyetlerin terk etmek zorunda kaldığı NP-9 adlı sürüklenme istasyonunu tespit etti. ABD Donanması istasyona ulaşmanın yollarını araştırmaya başladı ancak bölgenin uzaklığı, değişken hava koşulları ve buzun sürekli hareket etmesi operasyonu son derece zorlaştırıyordu. İlk girişim ertelendi. Bir süre sonra Amerikalıların karşısına daha cazip bir hedef çıktı. Sovyetlerin NP-8 adlı başka bir istasyonu da terk edilmişti. Bunun üzerine operasyon yeniden şekillendirildi ve Project COLDFEET adı verilen sıra dışı görev için hazırlık başladı. Görev için iki kişi seçildi. Bunlardan biri Rusça bilen, paraşüt ve Arktik koşullarında deneyimli ABD Hava Kuvvetleri Binbaşısı James F. Smith’ti. Diğeri ise jeofizik konusunda uzmanlığı bulunan Deniz Kuvvetleri yedeğinden Teğmen Leonard A. LeSchack’tı. İki adamın görevi, uçaktan paraşütle Sovyet istasyonunun bulunduğu buz kütlesine inmek, terk edilmiş tesisleri araştırmak, istihbarat değeri taşıyan belgeleri ve teknik malzemeleri toplamak ve ardından bölgeden çıkarılmaktı.

Planın en sıra dışı kısmı tam da burada başlıyordu. Çünkü Smith ve LeSchack’ı almaya gelecek uçak buzun üzerine inmeyecekti. Bunun yerine Fulton Surface-to-Air Recovery System, daha çok bilinen adıyla Skyhook kullanılacaktı. Sistem, yerdeki bir insanın veya yükün hareket halindeki bir uçak tarafından havadan alınmasını sağlıyordu. Tahliye edilecek kişi özel bir koşum takımına bağlanıyor, uzun bir halat helyumla doldurulmuş büyük bir balon sayesinde gökyüzüne doğru yükseltiliyordu. Alçaktan geçen özel donanımlı uçak, burnundaki düzenekle bu hattı yakalıyor, kişi yerden koparak havaya yükseliyor ve daha sonra vinç yardımıyla uçağın içine çekiliyordu. Kağıt üzerinde zekice görünen yöntem, Kuzey Kutbu’nun sert rüzgarlarında uygulandığında oldukça tehlikeliydi. 28 Mayıs 1962’de özel olarak donatılmış bir B-17 Flying Fortress, NP-8 istasyonunun bulunduğu buz kütlesini buldu. Smith ve LeSchack paraşütlerini açarak aşağıdaki beyaz boşluğa indiler. Ayak bastıkları yer gerçek anlamda kara bile değildi. Altlarında Arktik Okyanusu, onun üzerinde ise sürekli hareket eden devasa bir buz tabakası bulunuyordu. Yakınlarında Sovyetlerin geride bıraktığı barakalar, araştırma ekipmanları ve çeşitli malzemeler vardı. Artık iki Amerikalı, kısa süre öncesine kadar Sovyet bilim insanlarının yaşadığı terk edilmiş bir istasyonun içindeydi.

Smith ve LeSchack hemen araştırmaya başladı. Tesislerin fotoğrafları çekildi, belgeler incelendi, teknik cihazlar ve çeşitli numuneler toplandı. Operasyon sonunda yaklaşık 68 kilogram ağırlığında belge, ekipman ve başka materyalin elde edildiği kayıtlara geçti. Amerikalılar açısından en dikkat çekici bulguların bir bölümü, Sovyetlerin sualtı akustiği ve buz altındaki denizaltıları tespit etmeye yönelik çalışmalarıyla ilgiliydi. Böylece birkaç gün önce Sovyetlerin terk ettiği sıradan görünümlü bir kutup araştırma istasyonu, Amerikan istihbaratı için değerli bir bilgi kaynağına dönüşmüştü. Ancak operasyonun en tehlikeli bölümü henüz başlamamıştı. Başlangıçta yaklaşık 72 saat sürmesi planlanan görev, kötü hava nedeniyle uzadı. Yoğun sis ve sert rüzgârlar tahliyeyi engelliyordu. B-17 bölgeye yaklaşsa bile Skyhook sisteminin kullanılabilmesi için yeterli görüş ve uygun koşullar gerekiyordu. Smith ve LeSchack ise okyanus üzerinde sürüklenen buz kütlesinde beklemeye devam ediyordu.

Nihayet 2 Haziran’da tahliye için yeniden harekete geçildi. Hava hala iyi değildi ve yüzeyde kuvvetli rüzgar vardı. İlk olarak Sovyet istasyonundan toplanan belgeler ve ekipmanlar hazırlandı. Malzemelerin bağlı olduğu hat balon yardımıyla yükseltildi. B-17 alçaktan geçerek hattı yakaladı ve istihbarat malzemelerini buzun üzerinden havaya kaldırdı. Toplanan belgeler artık güvendeydi. Fakat geride hala iki insan bulunuyordu. İlk alınacak kişi Leonard LeSchack’tı. Kuvvetli rüzgar tahliye sistemini daha da tehlikeli hale getirdi. LeSchack, uçak hattı yakalamadan önce buz üzerinde yaklaşık 90 metre sürüklendi. Kendini uygun pozisyona getirmeyi başardıktan sonra B-17 yeniden yaklaştı. Uçağın burnundaki düzenek hattı yakaladı ve LeSchack bir anda buzdan koparak havaya yükseldi. Uçaktaki ekip daha sonra onu vinç yardımıyla içeri çekti.

Buz üzerinde artık yalnızca James Smith kalmıştı. Smith tahliye için hazırlanırken rüzgar onu da sürüklemeye başladı. Kendini durdurabilmek için topuklarını buz üzerindeki bir çatlağa sıkıştırmak zorunda kaldı. Ardından B-17 bir kez daha alçaldı. Skyhook hattı yakalandı ve Smith de buzun üzerinden havaya çekildi. Birkaç dakika sonra uçağın içindeydi. Project COLDFEET tamamlanmıştı. Operasyonun önemi yalnızca iki Amerikalının terk edilmiş bir Sovyet istasyonuna gizlice girmiş olmasından kaynaklanmıyordu. Elde edilen materyaller, Sovyetlerin Arktik bölgesindeki araştırmaları, sualtı akustiği ve denizaltı karşıtı çalışmalarının bazı yönleri hakkında Amerikan tarafına değerli bilgiler sağladı. Aynı zamanda Skyhook gibi sıra dışı bir tahliye sisteminin gerçek operasyon şartlarında kullanılabileceği de gösterilmiş oldu.

Yıllar sonra benzer bir yöntem sinema filmlerinde izleyicilerin karşısına çıktığında birçok kişi bunun Hollywood tarafından yaratılmış abartılı bir fikir olduğunu düşündü. Oysa gerçek çok daha ilginçti. 1962’de iki adam gerçekten Kuzey Kutbu’nun ortasında, okyanus üzerinde sürüklenen bir buz kütlesine paraşütle inmiş, Sovyetlerin terk ettiği istasyonu araştırmış ve görevlerinin sonunda yere inmeyen bir uçak tarafından buzun üzerinden çekilerek gökyüzüne kaldırılmıştı. Project COLDFEET’in belki de en çarpıcı tarafı budur. Soğuk Savaş’ın en sıra dışı operasyonlarından birinde tek bir silah ateşlenmedi. Ortada büyük bir çatışma, kovalamaca ya da sınır kapısında yakalanan bir casus yoktu. Sadece dünyanın en ıssız bölgelerinden birinde sessizce sürüklenen bir buz parçası, terk edilmiş bir Sovyet istasyonu, iki Amerikalı ve onları almaya gelen eski bir B-17 vardı. Bazen Soğuk Savaş’ın en inanılmaz hikayeleri yerin altında saklanan sığınaklarda değil, kimsenin bakmayı düşünmediği buzların üzerinde kaldı. Bu da onlardan biriydi. Project COLDFEET.