Mustafa Kemal Neden Taarruz İçin 26 Ağustos’u Seçti [ 30 Ağustos 2026 ]


Mustafa Kemal Neden Taarruz İçin 26 Ağustos’u Seçti

26 Ağustos 1922 sabahı saatler henüz gün doğumunu gösterirken Kocatepe çevresindeki sessizlik Türk topçusunun ateşiyle bozuldu ve Milli Mücadele’nin askeri açıdan son büyük safhası olan Büyük Taarruz başladı. Ancak o sabah verilen saldırı emri ani bir karar değildi. 26 Ağustos’a gelinceye kadar yaklaşık bir yıl boyunca ordunun eksikleri tamamlanmış, birlikler yeniden düzenlenmiş, cephane ve ikmal imkanları artırılmış, taarruz planları defalarca değerlendirilmişti. Mustafa Kemal Paşa için mesele yalnızca saldırmak değil, bir kez saldırıldığında kesin sonuç almaktı. Sakarya Meydan Muharebesi’nin ardından Türk ordusu önemli bir zafer kazanmıştı fakat Yunan ordusunun Anadolu’daki ana kuvvetleri henüz ortadan kaldırılmamıştı. Mustafa Kemal Paşa, düşmanı yalnızca bulunduğu mevzilerden geriye atacak sınırlı bir harekat istemiyordu. Planlanan taarruzun amacı Yunan ordusunun ana kuvvetlerini parçalamak, geri çekilip yeniden savunma hattı kurmasına fırsat vermemek ve savaşı Türkiye lehine kesin sonuca götürmekti. Bu nedenle Sakarya’dan hemen sonra büyük bir saldırıya girişilmedi ordunun gerçekten hazır hale gelmesi beklendi.

1922 yazına gelindiğinde hazırlıklar artık son aşamaya girmişti. Mustafa Kemal Paşa haziran ayında taarruz kararını kesinleştirdi. Temmuz sonunda Akşehir’de yapılan değerlendirmelerde hazırlanan harekat planı ayrıntılarıyla incelendi. Plan son derece cesurdu. Türk ordusunun büyük bölümü Afyon’un güneyinde gizlice yoğunlaştırılacak, burada güçlü bir sıklet merkezi oluşturulacak ve Yunan cephesine beklemediği noktadan çok güçlü bir darbe indirilecekti. Amaç yalnızca cepheyi yarmak değil, Yunan kuvvetlerinin geri çekilme yollarını tehdit ederek onları büyük bir kuşatmanın içine sürüklemekti. Bu değerlendirmeler sırasında hazırlıkların 15 Ağustos civarında tamamlanması ve taarruzun 26 Ağustos’ta başlatılması kararlaştırıldı. Ardından 6 Ağustos’ta Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa tarafından ordulara gizli olarak taarruza hazırlanma emri verildi. Böylece takvim işlemeye başladı. Artık askerlerin, topların cephanenin ve ikmal unsurlarının belirlenen bölgelere fark edilmeden taşınması gerekiyordu.

14 Ağustos gecesinden itibaren büyük yığınak başladı. Birliklerin önemli hareketleri geceleri gerçekleştiriliyor, gündüzleri Yunan keşif uçaklarından saklanabilecek bölgelerde dinleniliyordu. Düşmanın Türk ordusunun asıl saldırı noktasını anlamaması için yanıltıcı hareketler yapılıyor ve cephede olağan savunma faaliyetleri sürdürülüyordu. Bu devasa askeri hareket yaklaşık on gün içerisinde gerçekleştirildi ve 24 Ağustos gecesi büyük ölçüde tamamlandı. Taarruza katılacak birlikler ise 25 Ağustos’u 26 Ağustos’a bağlayan gece son saldırı mevzilerine yaklaştırıldı. Dolayısıyla 26 Ağustos’un seçilmesindeki temel mesele takvimdeki sembolik anlamdan çok askeri hazırlıkların ulaştığı noktaydı. Türk ordusunun vurucu gücü belirlenen bölgede toplanmış, lojistik hazırlıklar yapılmış, birliklerin hareket planları hazırlanmış ve düşmanın mümkün olduğunca yanıltılması sağlanmıştı. Bundan sonra beklemek, gizlilik içerisinde oluşturulan bu büyük kuvvet yoğunluğunun Yunan keşifleri tarafından fark edilmesi riskini artırabilirdi.

Mustafa Kemal Paşa 20 Ağustos’ta Akşehir’de Batı Cephesi Karargahına geldi. Komutanlarla yapılan görüşmelerin ardından 26 Ağustos 1922 sabahı taarruz edilmesi emrini verdi. Başkomutanlık, Genelkurmay Başkanlığı ve Batı Cephesi Komutanlığı karargahları önce Şuhut’a, ardından Kocatepe bölgesine taşındı. Artık aylar boyunca hazırlanan planın uygulanmasına yalnızca saatler kalmıştı. 25 Ağustos gecesi Türk askerleri karanlığın içerisinde saldırı mevzilerine ilerledi. Topçu bataryaları hazırlandı, piyade birlikleri başlangıç noktalarına yaklaştı, süvari kuvvetleri kendilerine verilen görevler için harekete geçti. Karşı tarafta ise Türk ordusunun oluşturduğu sıklet merkezinin gerçek büyüklüğü ve saldırının zamanı tam olarak anlaşılamamıştı.

Ve 26 Ağustos sabahı Kocatepe’de Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ve 1 Ordu Komutanı Nureddin Paşa harekâtı yönetmek üzere yerlerini aldı. Yoğun sis nedeniyle başlangıçta kısa bir gecikme yaşandı ve ardından Türk topçusu ateşe başladı. Büyük Taarruz artık başlamıştı. Burada tarihi açıdan çok ilgi çekici bir tesadüf daha vardır. 26 Ağustos aynı zamanda 1071 Malazgirt Zaferi’nin tarihidir. Malazgirt, Anadolu’nun Türk tarihi açısından dönüm noktalarından biri olurken 851 yıl sonra yine bir 26 Ağustos günü başlayan Büyük Taarruz, Anadolu’nun işgalden kurtuluşunu kesin sonuca götüren harekat oldu. Ancak mevcut güvenilir askeri kaynaklara bakıldığında Mustafa Kemal’in 26 Ağustos’u özellikle Malazgirt’in yıldönümü olduğu için seçtiğini kesin biçimde gösteren bir belge ortaya koymak zordur. Bu nedenle iki tarihi birbirine bağlamak etkileyici olsa da bunu “Mustafa Kemal özellikle bu yüzden 26 Ağustos’u seçti” şeklinde anlatmak doğru olmaz. Asıl dikkat çekici olan başka bir noktadır.

Mustafa Kemal Paşa’nın 26 Ağustos’u beklemesinin ardında sabırla hazırlanmış bir askeri plan vardı. Ordunun eksikleri tamamlanmış birlikler gizlice kaydırılmış, ana taarruz bölgesinde güçlü bir kuvvet üstünlüğü oluşturulmuş ve düşmana mümkün olduğunca az zaman bırakacak bir baskın hedeflenmişti. Büyük Taarruz’un gücü yalnızca 26 Ağustos sabahı ateşlenen toplarda değil, o topların tam olarak hangi gün, hangi saatte ve hangi noktadan ateşleneceğini aylar boyunca hazırlayan stratejideydi. Ve 26 Ağustos 1922 sabahı verilen kararın sonucu yalnızca dört gün sonra ortaya çıkacaktı. 30 Ağustos’ta Yunan ordusunun ana kuvvetleri Dumlupınar’da kesin yenilgiye uğratılacak ve Anadolu’daki savaşın kaderi değişecekti.