İnsan güzel bir geleceğin çoğu zaman doğru kararların, iyi insanların, doğru zamanda karşısına çıkan fırsatların ve biraz da şansın sonucu olduğunu düşünür. Oysa hayat her zaman bu kadar düzgün ilerlemez. Bazen insanın geleceğini değiştiren şey kazandıkları değil, kaybettikleridir. Bazen doğru yolu bulabilmesi için önce yanlış bir yolda uzun süre yürümesi, kime güveneceğini anlayabilmesi için yanlış insanlara inanması, kendi değerini fark edebilmesi için de bir dönem başkalarının gözünde değer araması gerekir. Bu nedenle bazı insanların hayatındaki en büyük değişimler her şey yolundayken değil, düzenlerinin dağıldığı dönemlerde başlar. Kaybetmek başarısız olmak, terk edilmek, hayal kırıklığı yaşamak, yalnız kalmak ya da yıllarca uğruna mücadele edilen bir şeyin bir anda anlamsızlaştığını görmek insanın dünyaya bakışını değiştirebilir. O an yaşananların gelecekte ne işe yarayacağını görmek zordur Çünkü insan fırtınanın içindeyken ufka değil, ayakta kalmaya bakar.
Fakat zaman geçtikçe bazı parçalar yerine oturmaya başlar. Bir zamanlar neden yaşadığını anlayamadığın olayların sana sınırlarını öğrettiğini, bazı insanların hayatından çıkmasının aslında seni büyük bir yükten kurtardığını, bazı başarısızlıkların ise yanlış bir hayatın içinde başarılı olmaktan daha değerli olduğunu fark edebilirsin. Geçmiş değişmez ama ona baktığın yer değişir. İşte insanın gerçek dönüşümü de çoğu zaman burada başlar. Çünkü ağır bir geçmiş insanı otomatik olarak güçlü yapmaz. Acı çekmek tek başına kimseyi bilge, başarılı ya da dayanıklı hale getirmez. Aynı acı bir insanı yıllarca olduğu yerde tutabilirken başka bir insana hayatının yönünü değiştirecek bir ders verebilir. Aradaki fark yaşanan şeyden çok insanın onunla ne yaptığıdır.
Bazı insanlar geçmişlerini bir kimliğe dönüştürür. Sürekli kendilerine ne yapıldığını, neleri kaybettiklerini ve hayatın onlardan neler aldığını düşünürler. Bazıları ise aynı geçmişe başka bir yerden bakmayı öğrenir. Bütün bunlar bana ne öğretti diye sorar. İşte bu soru geçmiş ile gelecek arasındaki görünmez kapılardan biridir. Çünkü insan bir süre sonra kime güveneceğini öğrenir. Her söze inanmaz her gülümsemeyi dostluk sanmaz, her kaybın peşinden koşmaz. Gitmek isteyen insanları zorla hayatında tutmamayı, kendisini sürekli açıklamak zorunda kaldığı yerlerden uzaklaşmayı ve bazı savaşları kazanmanın en iyi yolunun o savaşa hiç girmemek olduğunu öğrenir. Belki de en önemlisi, kendi değerini başkalarının davranışlarından ayırmaya başlar.
Birinin seni sevmemesi değersiz olduğun anlamına gelmez. Bir yerde başarısız olman yeteneksiz olduğunu göstermez. Bir insanın seni terk etmesi eksik olduğunun kanıtı değildir. Bir kapının kapanması da bütün yolların bittiği anlamına gelmez. Bunları gerçekten anlamak bazen yıllar sürer fakat insan anladığında geçmişinin üzerindeki etkisi de değişmeye başlar. Sonra garip bir şey olur. Bir zamanlar hayatının en kötü dönemi olarak gördüğün günlere yıllar sonra dönüp baktığında, bugünkü seni oluşturan kararların büyük bölümünün tam da o zamanlarda doğduğunu fark edersin. Bir daha buna izin vermeyeceğim dediğin gece, belki de hayatının en önemli sınırını çizmişsindir. Buradan gitmeliyim dediğin gün yıllardır kapalı duran başka bir kapıyı açmışsındır. Artık böyle yaşamak istemiyorum dediğin an ise henüz nasıl olacağını bilmediğin yeni hayatının ilk cümlesini kurmuşsundur.
İşte bu yüzden bazı kırılmalar yalnızca kırılma değildir. Bazıları insanın yönünü değiştirir. Ama burada unutulmaması gereken önemli bir şey vardır. Güzel bir gelecek kurabilmek için geçmişi sürekli yanında taşımak gerekmez. Geçmişten alınması gereken ders alınmalı fakat yük olduğu yerde bırakılmalıdır. Çünkü insan geçmişini unutmak zorunda değildir yalnızca onun geleceğini yönetmesine izin vermemeyi öğrenmelidir. Gerçek güç de belki tam olarak burada başlar. Başına hiçbir kötü şey gelmemiş olmakta değil yaşadıklarından sonra hala yeniden başlayabilmekte Kırıldığın halde yeniden güvenebilmekte, kaybettiğin halde yeniden deneyebilmekte, yanlış yaptığını kabul edip başka bir yol seçebilmekte ve hayatın bir dönem sana sunduğu hikayeyi kaderinmiş gibi taşımamaktadır. Çünkü geçmiş, insanın nereden geldiğini anlatabilir; fakat nereye gideceğine karar vermek zorunda değildir.
Bir gün geriye baktığında belki de hayatındaki en karanlık dönemin seni yok etmeye gelmediğini, seni başka bir yöne çevirdiğini anlayacaksın. O günlerde kaybettiğini düşündüğün bazı şeylerin aslında sana yer açtığını, bittiğini sandığın bazı hikayelerin ise başka bir hikayenin başlayabilmesi için sona ermesi gerektiğini göreceksin. Ve belki o zaman şu gerçeği daha iyi anlayacaksın. Bazı insanların en güzel hayatı, her şey yolunda giderken başlamaz. Tam tersine. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak dedikleri gün başlar Çünkü bazen ağır bir geçmiş, geleceğin önündeki bir engel değildir. Doğru kullanıldığında, ona çıkan merdivenin ilk basamağıdır.