Merlin’in Kızıl Ejderha ile Beyaz Ejderha’nın savaşını yorumlamasının ardından kehanet sona ermez tam tersine Britanya’nın geleceğine ilişkin anlatı giderek karanlıklaşır ve sembollerle örülü çok daha büyük bir hikâyeye dönüşür. Britonların yabancı güçlerin baskısı altında kalacağı ülkenin eski düzeninin sarsılacağı ve toprakların uzun savaşlarla parçalanacağı anlatılırken Merlin’in sözlerinde birden gizemli bir figür belirir. Cornwall Domuzu. Fakat Merlin’in sözünü ettiği şey gerçek bir hayvan değildir. Kehanet boyunca ejderhalar, aslanlar, kurtlar ve başka yaratıklar hükümdarları, halkları veya siyasi güçleri temsil eden semboller olarak kullanılır. Kızıl Ejderha Britonlarla, Beyaz Ejderha ise Saksonlarla ilişkilendirilirken, Cornwall’dan çıkacağı söylenen bu güçlü domuz da Britanya’nın kaderini değiştirecek olağanüstü bir hükümdarın sembolü haline gelir.
Kehanete göre Britanya önce ağır bir dönemden geçecektir. Yabancıların gücü artacak, Britonların hakimiyeti zayıflayacak ve ülkenin eski ihtişamı neredeyse tamamen kaybolmuş gibi görünecektir. Fakat tam her şeyin sona erdiği düşünüldüğü sırada Cornwall’dan güçlü bir hükümdar yükselecek ve Britanya’nın kaderi yeniden değişmeye başlayacaktır. Merlin’e atfedilen sözlerde Cornwall Domuzu sıradan bir kral gibi tasvir edilmez. Karşısındaki düşmanları mağlup edecek, Britanya üzerindeki hakimiyetini güçlendirecek ve ardından gözlerini denizin ötesine çevirecektir. Kehanet, onun gücünün yalnızca Britanya adasıyla sınırlı kalmayacağını okyanustaki adalara ulaşacağını ve etkisinin Galya’nın topraklarına kadar uzanacağını anlatır.
Böylece başlangıçta Britanya’yı kurtarması beklenen gizemli hükümdar, giderek Avrupa’nın kaderine dokunan büyük bir savaşçı figürüne dönüşür. Kehanetin devamında daha da dikkat çekici bir ifade ortaya çıkar. Romulus’un evi olarak tanımlanan gücün bile bu hükümdarın cesaretinden korkacağı söylenir. Romulus, Roma’nın efsanevi kurucusudur ve Orta Çağ okuyucusu için bu ifade açık biçimde Roma dünyasını çağrıştırıyordu Böylece Cornwall’dan yükselecek hükümdarın hikayesi artık yalnızca Saksonlarla veya Britanya’daki savaşlarla ilgili değildir kehanetin sınırları Roma’ya kadar uzanır. Peki Merlin’in Cornwall Domuzu dediği bu gizemli hükümdar kimdi. Yüzyıllar boyunca bunun en güçlü adaylarından biri Kral Arthur olarak görüldü.
Bunun nedeni yalnızca Arthur’un Britanya’nın efsanevi büyük hükümdarı olması değildir. Geoffrey of Monmouth’un anlattığı Arthur’un hayatıyla Cornwall Domuzu’na yüklenen özellikler arasında dikkat çekici paralellikler vardır. Geoffrey’nin Arthur’u önce Britanya’daki düşmanlarını mağlup eder, ardından hakimiyetini adanın dışına taşır, Galya’ya seferler düzenler ve sonunda Roma gücüyle karşı karşıya gelir. Cornwall Domuzu hakkında söylenenlerin izlediği yol da şaşırtıcı biçimde buna benzer. Fakat kehanetin en gizemli bölümü savaşlardan sonra gelir. Merlin’e atfedilen anlatıda bu hükümdarın sonunun belirsiz olacağı belirtilir. Onun nasıl sona ereceği açık biçimde anlatılmaz buna karşılık yaptıklarının insanların hafızasında yaşayacağı ve hikayesinin kuşaktan kuşağa aktarılacağı söylenir. İşte Arthur bağlantısını daha da ilginç hale getiren nokta budur.
Çünkü Arthur efsanesinin en kalıcı özelliklerinden biri de kralın sonunun kesin olmamasıdır. Daha sonraki Arthur geleneğinde Arthur’un ölümcül biçimde yaralandığı, Avalon’a götürüldüğü ve bir gün geri dönebileceği düşüncesi gelişmiştir. Böylece Arthur yalnızca ölmüş bir hükümdar değil dönüşü beklenen bir kral haline gelmiştir. Ancak burada tarih ile efsaneyi birbirinden ayırmak gerekir. Merlin’in kehanetinde açıkça Cornwall Domuzu Kral Arthur’dur şeklinde bir ifade bulunmaz. Arthur bağlantısı, Geoffrey of Monmouth’un kurduğu büyük Britanya anlatısı, Cornwall Domuzu’na yüklenen özellikler ve Arthur’un daha sonra anlatılan seferleri karşılaştırılarak yapılan bir yorumdur. Bu nedenle Cornwall Domuzu Kehaneti’ni, tarihsel olarak Merlin’in Arthur’un geleceğini kesin biçimde gördüğünün kanıtı olarak değerlendirmek doğru değildir. Asıl ilginç olan kehanetin nasıl kurgulandığıdır. Merlin’in geleceğinde Britanya önce karanlığa gömülür. Yabancı güçler yükselir. Eski düzen çöker. Ardından Cornwall’dan güçlü bir figür ortaya çıkar. Düşmanlarını yener, denizleri aşar, Galya’ya ulaşır ve Roma dünyasını bile tehdit edecek kadar büyür
Sonra bu hükümdar ortadan kaybolur. Fakat adı kaybolmaz. Krallıklar değişir, savaşların üzerinden yüzyıllar geçer, Britanya’nın sınırları defalarca yeniden çizilir buna rağmen onun hikayesi insanların dilinde yaşamaya devam eder. Ve anlatının en tuhaf tarafı belki de budur. Geoffrey of Monmouth’un bu satırları kaleme almasından yaklaşık dokuz yüzyıl sonra bile insanlar hala Merlin’i, Avalon’u, Excalibur’u ve Kral Arthur’u konuşuyor. Belki de Cornwall Domuzu Kehaneti’nin en güçlü tarafı, bir kralın hangi savaşı kazanacağını söylemesi değildir. Bir hükümdarın bedeninin değil, adının yüzyılları aşacağını anlatmasıdır. Peki Merlin gerçekten henüz ortaya çıkmamış büyük bir kralın geleceğini mi görmüştü. Yoksa Arthur efsanesini bilen Orta Çağ yazarları, geçmişte yaşamış olduğuna inanılan bir kahinin ağzından geleceği yeniden mi yazmışlardı. Bu sorunun kesin cevabı yok. Fakat Merlin’e atfedilen kehanette Cornwall’dan yükselen Domuz’un ardında bıraktığı son şey bir krallık değildir. Bir efsanedir.