Merlin’in kehanetlerinde Britanya’nın geleceği hiçbir zaman yalnızca kralların isimleriyle anlatılmaz. Hükümdarlar bazen ejderhalara, bazen aslanlara, bazen kurtlara ve bazen de gökyüzünde dolaşan kuşlara dönüşür. Fakat bütün bu semboller arasında kartalın özel bir yeri vardır. Çünkü kartal yalnızca güç ve hükümdarlığın değil, yukarıdan görmenin, uzakları fark etmenin ve sıradan insanların göremediği bir geleceğe bakmanın sembolüdür. Merlin geleneğinde kartalın ortaya çıktığı anlarda kehanetin dili de değişir savaş meydanlarından, taht mücadelelerinden ve kralların yükselişinden daha gizemli bir dünyaya geçilir. Sanki Britanya’nın kaderi artık yeryüzünden değil, gökyüzünden izlenmektedir. Geoffrey of Monmouth’un 12. yüzyılda kaleme aldığı Historia Regum Britanniae içerisinde aktardığı Merlin kehanetlerinde en dikkat çekici kartal imgelerinden biri Shaftesbury Kartalı olarak bilinen semboldür. Kehanetin karanlık ve şiirsel dili içerisinde Shaftesbury üzerinde bir kartalın konuşacağı ve söylediklerinin gelecekteki olaylarla ilişkilendirileceği anlatılır. Buradaki kartal sıradan bir kuş değildir. O, tıpkı Merlin gibi geleceği dile getiren başka bir kehanet figürüne dönüşür.
Bu görüntü Orta Çağ insanı için son derece güçlüydü. Bir kartal yükseklerde uçar. İnsanların göremediği toprakları görür. Dağların arkasını orduların hareketlerini, şehirlerin sınırlarını ve ufkun ötesini izleyebilir. Bu yüzden kartalın konuşması yalnızca fantastik bir olay değil, geleceğin yukarıdan görülmesi fikrinin sembolü olarak da okunabilir. Merlin geleceği insan gözünün ulaşamadığı bir yerden görürken, kartal da gökyüzünden aynı ayrıcalığa sahipmiş gibi tasvir edilir. Fakat kartal sembolünün arkasında başka bir anlam daha vardır iktidar. Roma dünyasından Orta Çağ krallıklarına kadar kartal hükümdarlığın, askeri gücün ve imparatorluk iddiasının en güçlü sembollerinden biri olmuştur Dolayısıyla Merlin’in kehanetlerinde bir kartal ortaya çıktığında bunun yalnızca mistik bir kuş olarak değil, yükselen veya düşen siyasi güçlerin sembolü olarak okunması da mümkündür. Kehanetlerin dünyasında Britanya zaten sürekli değişmektedir. Bir kral yükselir. Başka bir kral düşer
Bir hanedan güçlenirken diğeri ortadan kalkar. Denizin ötesinden ordular gelir. Şehirler el değiştirir. Ve bütün bunların üzerinde kartal dolaşır Sanki savaşan krallar yalnızca önlerindeki meydanı görürken kartal hikâyenin tamamını görmektedir.
Merlin geleneğinin ilerleyen yüzyıllarda büyümesiyle kartal sembolü daha da önemli hale geldi. Orta Çağ Britanya’sında siyasi kehanetler yalnızca geçmişi veya uzak geleceği anlatmak için kullanılmıyordu. Kralların kaderini yorumlamak, hanedan değişikliklerini açıklamak ve yaklaşan siyasi krizleri anlamlandırmak için de kehanet metinleri dolaşıyordu. Merlin’in adı bu metinlerin en güçlü otoritelerinden biri haline geldi. Bir kehanetin Merlin’e ait olduğunun söylenmesi ona olağanüstü bir ağırlık kazandırıyordu. Bu nedenle zaman içerisinde Merlin’e bağlanan yeni kehanetler ortaya çıktı. Bazıları gerçekten Geoffrey’nin metinlerindeki sembollerden gelişti. Bazıları ise çok daha sonra yazıldı. Ve bunların arasında kartal figürü tekrar tekrar karşımıza çıktı. Özellikle daha sonraki Orta Çağ siyasi kehanet geleneğinde kartal, gelecekte ortaya çıkacak hükümdarların ve büyük siyasi dönüşümlerin sembolü olarak kullanılmaya devam etti. Fakat burada tarihsel açıdan çok önemli bir ayrım yapmak gerekir. Bugün internette Merlin’in Kartal Kehaneti adı altında anlatılan bütün sözler Geoffrey of Monmouth’un özgün Merlin kehanetlerinde bulunmaz. Yüzyıllar boyunca farklı metinler Merlin’in adına bağlanmış, eski semboller yeni olaylara uyarlanmış ve kehanetler yeniden yorumlanmıştır.
Bu durum aslında Merlin efsanesinin nasıl büyüdüğünü gösteren en güzel örneklerden biridir. Merlin yalnızca kehanet söyleyen bir karakter olmaktan çıkmıştır. Zaman içerisinde kehanetlerin sahibi haline gelmiştir. Bir kral öldüğünde eski metinler yeniden okunmuştur. Yeni bir hanedan ortaya çıktığında semboller yeniden yorumlanmıştır. Bir savaş başladığında insanlar kartallara, ejderhalara ve aslanlara başka anlamlar yüklemiştir. Böylece aynı kehanet farklı yüzyıllarda farklı kişileri anlatıyormuş gibi görünmeye başlamıştır. Kartal sembolünün en büyüleyici tarafı da burada ortaya çıkar. Çünkü kartalın kim olduğu hiçbir zaman tamamen açık değildir. Bir hükümdar mı? Bir hanedan mı? Bir imparatorluk mu? Yoksa yalnızca geleceği gören başka bir kehanet figürü mü? Kesin cevap yoktur. Ve belki de kehanetin yüzyıllarca yaşamasını sağlayan şey tam olarak bu belirsizliktir. Eğer Merlin açıkça bir kralın adını, savaşın tarihini ve sonucunu verseydi kehanet yalnızca tek bir olaya ait olurdu. Fakat bunun yerine semboller kullanıldı. Kartal. Aslan. Kurt. Domuz. Ejderha. Bu yaratıkların hiçbiri tek bir döneme hapsolmadı. Her yeni kuşak onları yeniden yorumlayabildi.
Kartalın hikayesinde ise başka bir ayrıntı daha vardır. Merlin kehanetlerinin ilerleyen kısımlarında doğanın normal düzeni giderek bozulmaya başlar. Nehirler değişir, ormanlarla ilgili olağanüstü görüntüler ortaya çıkar, hayvanlar insan dünyasının kaderini temsil etmeye başlar ve sonunda gökyüzü bile kehanetin bir parçasına dönüşür. Bu geçiş önemlidir. Çünkü kehanetin başlangıcında Britanya’nın geleceğini iki ejderhanın savaşı belirlerken, ilerleyen bölümlerde artık bütün doğa geleceğin habercisine dönüşmektedir. Kartal ise yeryüzü ile gökyüzü arasındaki sınırda duran yaratık gibidir. Yerdeki savaşları görür. Fakat gökyüzünde yaşar. Kralların dünyasına bakar. Fakat onların dünyasına ait değildir. Belki de bu yüzden Merlin geleneğinde kehanet için bu kadar güçlü bir sembole dönüşmüştür. Kartal yalnızca yaklaşan savaşı görmez. Savaşın sonrasını da görür. Bir hükümdarın tahta çıktığını görür. Onun güçlendiğini görür. Sonra aynı hükümdarın düştüğünü görür. Ve ardından başka bir kralın yükselişini izler. İnsan için bütün bunlar nesiller süren bir tarihtir. Kartal içinse yukarıdan görülen tek bir manzaradır. Merlin’in Kartal Kehanetleri bu nedenle belirli bir olayı önceden haber veren basit bir tahminden çok daha ilginçtir. Bunlar Orta Çağ insanının tarih, iktidar ve kader hakkındaki düşüncelerinin sembolik bir yansımasıdır. İnsanlar kralların neden yükseldiğini, imparatorlukların neden çöktüğünü ve tarihin neden sürekli aynı savaşları tekrar ettiğini anlamaya çalışırken cevapları bazen gökyüzünde aramışlardır.
Ve Merlin’in dünyasında gökyüzünden gelen cevap bir insanın sesi değildir. Bir kartalın sesidir. Fakat asıl gizem kartalın ne söylediği değildir. Asıl gizem, insanların yüzyıllar boyunca onun sözlerinde kendi dönemlerini görmeye devam etmeleridir. Bir kral tahta çıktığında kartalın onu anlattığı düşünülür. Bir hanedan çöktüğünde eski kehanet yeniden açılır. Yeni bir savaş başladığında kartalın sözleri tekrar yorumlanır. Ve böylece kehanet hiçbir zaman gerçekten sona ermez. Çünkü krallar değişir. Krallıklar değişir. Sınırlar değişir. Fakat kartal hala yukarıdadır. Belki de Merlin’in Kartal Kehanetleri’nin bıraktığı en güçlü görüntü budur. Britanya’nın üzerinde kara bulutlar toplanırken ordular aşağıda savaşmaktadır Kalelerin kulelerinde bayraklar dalgalanır, krallar tahtları uğruna birbirleriyle mücadele eder ve hiçbiri savaşın sonunda dünyanın nasıl görüneceğini bilmez. Fakat çok yukarıda tek bir kartal dönmektedir. Savaş başlamadan önce oradadır. Krallar öldüğünde hala oradadır. Yeni hükümdar tahta çıktığında yine gökyüzündedir. Ve efsaneye göre kartal yalnızca olanları görmez. Henüz gerçekleşmemiş olanları da görür.