Merlin’in Kızıl ve Beyaz Ejderha kehanetinde Britanya’nın geleceği iki yaratığın ölümcül mücadelesi üzerinden anlatılıyordu. Kızıl Ejderha Britonları Beyaz Ejderha ise adaya gelen Saksonları temsil ediyordu. İlk bakışta kehanetin sonucu Britonlar için karanlıktı. Beyaz Ejderha üstünlük kazanacak, Kızıl Ejderha geri çekilecek ve Britanya’nın büyük bölümü yabancı bir gücün hakimiyeti altına girecekti. Fakat Merlin’e atfedilen kehanetin en dikkat çekici tarafı, Beyaz Ejderha’nın zaferinin sonsuza kadar sürmeyeceğinin söylenmesiydi. Bir gün güç dengesi yeniden değişecekti. Geoffrey of Monmouth’un 12. yüzyılda kaleme aldığı anlatıda Merlin, Beyaz Ejderha’yı Saksonlarla ilişkilendirirken onların Britanya’nın geniş bir bölümünü ele geçireceği bir gelecek tasvir eder. Ülke savaşlarla sarsılacak, Britonlar geri çekilecek ve eski düzen parçalanacaktır. Ancak kehanetin ilerleyen bölümlerinde tarih düz bir çizgide ilerlemez. Güç sürekli el değiştirir bir dönem yenilmez görünen hükümdarlar devrilir krallıklar parçalanır ve Britanya’nın kaderi yeniden şekillenir.
Bu nedenle Beyaz Ejderha’nın yükselişi bir son değildir. Yalnızca büyük döngünün başlangıcıdır. Britanya tarihinin gerçek seyri de uzun ve karmaşık bir dönüşüm yaşamıştır. Roma yönetiminin 5. yüzyılın başlarında Britanya’dan çekilmesinin ardından adada ciddi bir siyasi boşluk oluştu. Sonraki yüzyıllarda Angluslar, Saksonlar ve Jütler olarak tanımlanan Germen toplulukları Britanya’nın farklı bölgelerine yerleşti ve zaman içerisinde çeşitli krallıklar ortaya çıktı. Wessex, Mercia, Northumbria, East Anglia, Essex, Sussex ve Kent gibi krallıkların isimleri İngiltere’nin erken Orta Çağ tarihinin temel parçaları haline geldi. Ancak Sakson egemenliği hiçbir zaman tek bir kralın yönettiği kesintisiz ve değişmez bir imparatorluk değildi. Krallıklar birbirleriyle savaşıyor, ittifaklar değişiyor ve farklı hanedanlar dönem dönem üstünlük kuruyordu. Sonra kuzeyden yeni bir güç geldi.
Vikingler. 5. yüzyılın sonlarından itibaren Britanya kıyılarında başlayan Viking saldırıları zaman içerisinde büyük orduların ve kalıcı yerleşimlerin ortaya çıkmasına dönüştü. İngiltere’deki Anglo Sakson krallıklarının önemli bölümü İskandinav ordularının baskısıyla karşı karşıya kaldı. Bir dönem İngiltere’nin büyük kısmının Viking hakimiyetine girmesi ihtimali oldukça gerçek görünüyordu. Fakat Wessex Kralı Alfred ve onun ardından gelen hükümdarlar bu ilerlemeye karşı koydu. Sonraki kuşaklarda farklı Anglo Sakson bölgelerinin birleşmesiyle İngiltere krallığı giderek daha belirgin bir siyasi yapıya dönüştü. Yani tarihin ironisi şuydu. Bir zamanlar Britonların karşısındaki yabancı güçlerden biri olarak görülen Saksonların torunları, yüzyıllar sonra Britanya’ya gelen başka istilacılara karşı kendi krallıklarını savunuyordu. Fakat tarih bir kez daha dönecekti.
11. yüzyıla gelindiğinde İngiltere tahtı yeni bir krizin merkezindeydi. Kral Edward the Confessor’ın 1066 yılında ölmesinin ardından tahta Harold Godwinson geçti. Ancak aynı yıl İngiltere iki farklı yönden büyük saldırıyla karşı karşıya kaldı. Kuzeyden Norveç Kralı Harald Hardrada geldi Güneyden ise Normandiya Dükü William. Harold önce kuzeye yürüdü ve Stamford Bridge’de Norveç ordusuyla savaştı. Zafer kazanmasına rağmen ordusu ağır bir mücadeleden çıkmıştı. Çok kısa süre sonra William’ın Normandiya’dan gelen kuvvetlerinin İngiltere’nin güneyine çıktığı haberi ulaştı. Harold ordusunu yeniden güneye götürdü. 14 Ekim 1066’da İngiltere tarihinin en ünlü savaşlarından biri başladı. Hastings Savaşı saatler süren mücadelede Anglo Sakson ordusu Norman kuvvetlerine karşı direndi. Fakat savaşın sonunda Harold öldürüldü ve ordusu dağıldı. William ilerlemeye devam etti. Aynı yılın Noel gününde Westminster’da İngiltere kralı olarak taç giydi. Bu olay yalnızca tahtın sahibini değiştirmedi. İngiltere’nin siyasi ve toplumsal yapısında büyük bir dönüşüm başlattı. Anglo-Sakson aristokrasisinin önemli bölümü zaman içerisinde topraklarını kaybetti. Norman soyluları ülkenin yönetiminde yükseldi, yeni kaleler inşa edildi ve yönetici sınıfın dili ile kültürü önemli ölçüde değişti. Böylece 1066, geleneksel olarak Anglo Sakson İngiltere döneminin sonunu işaretleyen büyük dönüm noktası hâline geldi. Ve tam burada Merlin’in Beyaz Ejderhasıyla tarih arasında büyüleyici fakat dikkatle ele alınması gereken bir benzerlik ortaya çıkar.
Merlin’e atfedilen kehanette Saksonların Britanya’daki üstünlüğü sonsuz değildir. Gerçek tarihte de Anglo Sakson siyasi düzeni sonunda ortadan kalkmıştır. Fakat bu, Merlin’in 1066’daki Norman Fethi’ni açık biçimde önceden bildirdiği anlamına gelmez. Çünkü Geoffrey of Monmouth, Merlin kehanetlerini kaleme aldığında Norman Fethi zaten geçmişte yaşanmıştı. Hastings Savaşı 1066’da gerçekleşmişti. Geoffrey ise eserini yaklaşık yetmiş yıl sonra, 12. yüzyılda yazıyordu. Dolayısıyla bugün Merlin Saksonların sonunu ve Normanların gelişini yüzyıllar önceden bildi şeklinde anlatılan iddialara temkinli yaklaşmak gerekir. Elimizde Geoffrey’nin metninden bağımsız, olaylardan yüzyıllar önce yazıldığı kesin biçimde kanıtlanmış ve 1066’yı açıkça tarif eden bir Merlin kehaneti bulunmamaktadır. Asıl gizem başka bir yerde yatmaktadır.
Geoffrey, kendi zamanındaki okuyucuların geçmişte gerçekleşmiş olayları tanıyabileceği semboller kullanarak Merlin’in ağzından Britanya’nın kaderini anlatıyordu. Ejderhalar, aslanlar, kurtlar, yaban domuzları ve kartallar sıradan hayvanlar olmaktan çıkarak kralların, halkların ve hanedanların gölgelerine dönüşüyordu. Bu yöntem sayesinde geçmiş, kehanet biçiminde yeniden anlatılabiliyordu. Okuyucu sonucu zaten biliyordu. Ama Merlin bilmiyormuş gibi görünmüyordu. Ve Beyaz Ejderha’nın hikayesinin en çarpıcı tarafı belki de tam olarak buydu. Britanya’ya gelen Saksonlar önce yabancıydı. Sonra krallıklar kurdular. 11. Yüzyıllar geçti ve bu krallıkların dünyasından İngiltere doğdu. Vikingler geldi. Krallar değişti. Yeni savaşlar başladı. Ve sonunda 1066’da denizin karşı tarafından başka bir ordu çıkarak Anglo Sakson siyasi düzenini değiştirdi Bir zamanlar Britanya’ya gelenler, artık Britanya’yı savunanlardı. Bir zamanlar yükselen güç, sonunda yerini başka bir güce bıraktı. Merlin’in ejderhalarının anlattığı dünya belki de bu yüzden yüzyıllardır yaşamaya devam ediyor. Çünkü kehanetin merkezindeki düşünce tek bir kralın veya tek bir savaşın sonucu değildir.
Hiçbir egemenlik sonsuza kadar sürmez. Kızıl Ejderha geri çekilmişti. Beyaz Ejderha yükselmişti. Fakat yüzyıllar sonra Beyaz Ejderha’nın kurduğu dünyanın da sonu gelecekti. Ve Britanya’nın üzerinde yeni bir çağ başlayacaktı. Çünkü Merlin’in kehanetlerinde ejderhalar değişiyordu… ama Britanya uğruna verilen mücadele hiç bitmiyordu.