Kürek Balığı: Derin Denizlerden Gelen Felaket Habercisi Mi? [ 31 Ağustos 2026 ]


Kürek Balığı: Derin Denizlerden Gelen Felaket Habercisi Mi?

Okyanusun karanlık derinliklerinden yüzeye çıktığında insanları ürküten çok az canlı kürek balığı (oarfish) kadar etkileyici görünür. Regalecus cinsine ait bu balıklar, uzun ve gümüş renkli şerit biçimindeki vücutları ve başlarından sırt boyunca uzanan kırmızımsı yüzgeçleri nedeniyle tarih boyunca dev deniz yılanlarına benzetilmiştir. En büyük tür olan Regalecus glesne dünyanın en uzun kemikli balıkları arasında yer alır ve yaklaşık 10 metreyi aşabilen örnekleri bildirilmiştir. Açık okyanusun derin kesimlerinde yaşadığı için canlı halde yüzeye yakın görülmesi oldukça sıra dışıdır, yüzeye çıkan bireylerin hasta, yaralı, yönünü kaybetmiş veya akıntılar tarafından sürüklenmiş olabileceği düşünülmektedir.

Fakat kürek balığını ilginç yapan yalnızca büyüklüğü değildir. Özellikle Japonya'da derin deniz balıklarının yüzeye çıkması uzun zamandır çeşitli felaket inanışlarıyla ilişkilendirilmiştir. Kürek balığı Japoncada Ryūgū-no-tsukai, kabaca Ejderha Sarayı'nın habercisi anlamına gelen bir adla anılır. Günümüzde yaygınlaşan anlatıya göre denizin derinliklerinden gelen bu esrarengiz balığın kıyıya yaklaşması deprem veya tsunami gibi büyük bir doğal afetin habercisi sayılır. Bu nedenle Batı medyasında ona zaman zaman doomsday fish yani kıyamet balığı adı bile verilir. Bununla birlikte folklor araştırmacıları, özellikle kürek balığı ile deprem arasındaki ilişkinin sanıldığı kadar eski ve açık bir Japon geleneği olmayabileceğini, Japon deprem folklorunda dev yayın balığı Namazu'nun çok daha belirgin bir yere sahip olduğunu vurguluyor.

Bu inanış özellikle 2011 Tōhoku depremi ve tsunamisinden sonra dünya çapında yeniden gündeme geldi. Büyük felaketten önceki dönemde Japonya kıyılarında çok sayıda derin deniz balığının görülmüş olması, olaydan sonra, balıklar depremi önceden hissetmiş olabilir mi, sorusunu doğurdu. Teori ilk bakışta tamamen mantıksız da görünmüyordu. Derinlerde yaşayan canlıların deniz tabanındaki fiziksel veya kimyasal değişikliklere insanlardan önce tepki verebileceği düşünülebilirdi. Sorun, böyle bir mekanizmanın gerçekten meydana geldiğini gösterecek güvenilir kanıtların bulunmamasıydı. Bir olaydan önce görülen sıra dışı bir canlı ile daha sonra gerçekleşen deprem arasında bağlantı kurmak kolaydır, bunun gerçek bir öngörü yöntemi olduğunu göstermek ise çok daha zordur.

Bilim insanları sonunda bu inanışı doğrudan sınadı. 2019'da Bulletin of the Seismological Society of America'da yayımlanan araştırmada Japonya'da 1928–2011 arasındaki 336 derin deniz balığı görülme vakası, 221 depremle karşılaştırıldı. Balığın görülmesinden sonraki 10 ve 30 günlük dönemler ile 50 ve 100 kilometrelik çevreler gibi farklı ölçütler incelendi. Sonuç çarpıcıydı, yüzlerce olay içerisinde makul biçimde ilişkilendirilebilecek yalnızca bir vaka bulundu. Araştırmacılar, derin deniz balıklarının ortaya çıkmasıyla depremler arasında anlamlı bir zamansal ve mekansal bağlantının doğrulanamadığı sonucuna vardı. Dolayısıyla bugün kürek balığının görülmesi bilimsel olarak bir deprem erken uyarısı kabul edilmiyor.

Yine de kürek balığının felaket habercisi ününün neden bu kadar güçlü olduğunu anlamak zor değil. İnsan zihni nadir ve olağanüstü iki olay peş peşe gerçekleştiğinde aralarında bağlantı aramaya yatkındır. Sahile devasa, gümüş renkli ve neredeyse mitolojik görünen bir balık vurur, birkaç gün veya hafta sonra deprem olursa bu iki olay hafızalara kazınır, hiçbir şey olmadığında görülen yüzlerce balık ise kolayca unutulur. Bilimde buna yanıltıcı korelasyon denebilir. Kürek balığı bu yüzden iki dünyanın arasında duran olağanüstü bir canlıdır. Bilim için derin okyanus ekosisteminin hala az tanınan sakinlerinden biri, insan kültürü içinse denizin bilinmeyen derinliklerinden gelip yaklaşan felaketi haber verdiğine inanılan gizemli bir elçi. Belki de gerçek gizem depremi hissedip hissetmemesinden çok, okyanusların derinliklerinde yaşayan bu dev balık hakkında hala ne kadar az şey biliyor olmamızdır.