Kimseyi Kaybetmekten Korkmamaya Başlamak [ 22 Eylül 2026 ]


Kimseyi Kaybetmekten Korkmamaya Başlamak

İnsanların hayatından çıkmasından çok korktuğun zamanlar vardır. Gitmesinler diye susarsın. Kırıldığın halde belli etmezsin. Normalde kabul etmeyeceğin şeyleri görmezden gelirsin. Bir ilişkiyi kaybetmemek için bazen kendi sınırlarından vazgeçersin. Çünkü o zamanlar birinin gitmesini sadece bir insanı kaybetmek olarak görmezsin. Sanki onunla birlikte hayatındaki bir parçanın da eksileceğini düşünürsün. Sonra zaman geçer. Bazı insanlar gerçekten gider. Gitmeyeceğini düşündüklerin gider. Ben her zaman buradayım diyenler gider. Birlikte yıllar geçirdiklerin yabancılaşır. Bir zamanlar hayatının merkezinde olan bazı insanların adını aylarca duymadığını fark edersin.

Ve garip bir şey olur. Hayat devam eder. Sabah yine uyanırsın. Kahveni yine içersin. Sokaklar yine kalabalıktır. Bir zamanlar onsuz yaşayamayacağını düşündüğün insan olmadan da hayatın kendi yolunu bulduğunu görürsün. İşte bazı insanlarda değişim tam burada başlar. Artık birinin gitme ihtimali eskisi kadar korkutucu gelmez. Çünkü daha önce insanların gidişinden sonra hayatta kaldığını öğrenmiştir. Fakat bunun ardından tehlikeli bir düşünce doğabilir. Gidecekse gitsin. İlk başta bu cümle özgürlük gibi gelir. Artık kimsenin peşinden koşmazsın.

Kalmak istemeyeni ikna etmeye çalışmazsın. Seni sürekli değersiz hissettiren bir ilişkiyi sırf yalnız kalmamak için sürdürmezsin. Bir insan hayatından çıkacak diye kendi kişiliğinden taviz vermezsin. Bunun adı bazen gerçekten güçlenmektir. Ama her zaman değil Çünkü insanları kaybetmekten korkmamanın başka bir yüzü daha vardır. Fazla kayıp yaşayan insan, bazen kaybetmeye alışmaz Bağlanmamayı öğrenir. Kimse vazgeçilmez olmasın diye kimseyi fazla yaklaştırmaz. Bir gün giderlerse canı yanmasın diye daha başlangıçta görünmez bir mesafe bırakır. Sever ama kendisini tamamen bırakmaz. Özler ama söylemez. Değer verir ama belli etmekten çekinir. Bir ilişkide her şey güzel giderken bile zihninin bir köşesinde çıkış kapısını açık tutar. Çünkü artık terk edilmekten korunmanın en kolay yolunu bildiğini düşünür.

Kimseye, gittiğinde seni yıkabilecek kadar yaklaşma. İşte tam burada güç ile savunma birbirine karışır. Kimseyi kaybetmekten korkmuyorum demek gerçekten güçlü olduğun anlamına gelebilir. Ama bazen aynı cümle, Artık kimsenin beni incitebileceği kadar yakınıma gelmesine izin vermiyorum anlamına da gelebilir. Aradaki fark küçüktür ama önemlidir. Güçlenen insan sevebilir. Bağlanabilir Değer verebilir. Birinin hayatında kalmasını isteyebilir. Fakat bütün bunları yaparken kendi değerini o insanın kalıp gitmesine teslim etmez. Duygusal olarak kapanan insan ise kaybetmemek için farklı bir yöntem kullanır. Baştan gerçekten sahip olmamayı. Bu yüzden belki de olgunlaşmak, Kim giderse gitsin diyebilmek değildir. Sevdiğin birinin gitmesi hala canını yakabilir. Önemli olan acımaması değildir. Önemli olan, onun gidişinin seni kendinden vazgeçirecek kadar büyük hale gelmemesidir.  Çünkü gerçek güç kimseye ihtiyaç duymamak değildir. Birini çok sevebilmek ama kendini ondan daha az sevmemektir. Ve belki insan bir gün kimseyi kaybetmekten korkmamaya başlamaz. Sadece çok daha önemli bir şeyi öğrenir. Birileri hayatından giderken, kendisinin de onlarla birlikte gitmek zorunda olmadığını.