Bir gün size, hayatınız boyunca dünyayı algılama biçiminizi değiştirebilecek bir tedavi sunulsa kabul eder miydiniz? Peki herkes bunun sizi daha normal yapacağını söylese? Elizabeth Moon'un Karanlığın Hızı romanı tam olarak bu rahatsız edici sorunun peşine düşüyor. Bilim kurgu gibi başlayan hikaye, kısa sürede kimlik, farklılık ve normal kabul edilen insanın kim olduğuna dair çok daha derin bir tartışmaya dönüşüyor.
Romanın merkezinde Lou Arrendale bulunuyor. Lou otistik bir yetişkin. Düzenli bir hayatı, işi, arkadaşları ve dünyayı anlamlandırmak için geliştirdiği kendine özgü yöntemleri var. İnsanların davranışlarını her zaman kolaylıkla okuyamasa da örüntüleri fark etme konusunda oldukça başarılı. Çalıştığı şirkette onun gibi otistik çalışanların yeteneklerinden yararlanılıyor ve ihtiyaçlarına uygun bir çalışma ortamı sağlanıyor. Fakat bu düzen, yetişkinlerde otizmin etkilerini değiştirebilecek deneysel bir tedavinin gündeme gelmesiyle sarsılıyor.
Asıl mesele tedavinin varlığı değil, Lou'nun gerçekten seçim yapıp yapamadığıdır. Şirket yönetiminin çalışanlar üzerindeki baskısı arttıkça tedavi bir seçenek olmaktan çıkıp zorunluluğa yaklaşmaya başlar. Lou böylece yalnızca tıbbi bir karar vermek zorunda kalmaz. Kendisinin hangi özelliklerinin değiştirilmesi gereken bir sorun, hangilerinin ise kişiliğinin ayrılmaz parçaları olduğunu sorgulamaya başlar.
Romanı güçlü yapan noktalardan biri, okuru Lou'ya dışarıdan bakmaya zorlamak yerine dünyayı mümkün olduğunca onun algısı üzerinden göstermesidir. Sesler, desenler, sosyal davranışlar ve insanların çoğu zaman fark etmeden uyguladığı kurallar Lou'nun zihninde farklı anlamlara kavuşur. Böylece okuyucu bir süre sonra Lou'nun neden diğer insanlardan farklı olduğunu değil, toplumun neden belirli davranışları normal kabul ettiğini sorgulamaya başlar.
Burada tedavi kavramı etik bir probleme dönüşür. Bir hastalığın neden olduğu acıyı ortadan kaldırmak başka bir şeydir. Bir insanın düşünme ve dünyayı algılama biçimini değiştirmek ise çok daha karmaşık bir meseledir. Eğer Lou tedaviden sonra farklı düşünür, farklı hisseder ve dünyayı farklı algılarsa ortaya çıkan kişi hala aynı Lou mudur? Değişim nerede gelişim olmaktan çıkar ve kimliğin yeniden yazılmasına dönüşür?
Elizabeth Moon bu soruları tamamen dışarıdan gözlemleyen bir yazar değildir. Otizm konusunda kişisel aile deneyimine de sahip olan Moon, romanı yazarken bu dünyaya yakınlığından yararlanmıştır. Ancak Karanlığın Hızı yalnızca otizm hakkında bir roman değildir. İşverenlerin çalışanların bedeni ve zihni üzerindeki gücü, bilimsel ilerlemenin etik sınırları, toplumsal uyum baskısı ve bireyin kendi geleceğini belirleme hakkı da hikayenin merkezindedir.
Karanlığın Hızı'nın en rahatsız edici tarafı belki de gelecekte geçen hikayesinin bugün için de tanıdık olmasıdır. İnsanlar çoğu zaman farklı olanı anlamaya çalışmadan önce onu değiştirmeye çalışır. Topluma uyum sağlayabilmek bir başarı olarak görülürken toplumun farklı insanlara uyum sağlaması aynı ölçüde sorgulanmaz. Roman sonunda okurun önüne kolay bir cevap bırakmaz. Bunun yerine çok daha zor bir soru bırakır: Bir insanı olduğu kişi yapan özellikleri değiştirdiğimizde onu iyileştirmiş mi oluruz, yoksa başka birine mi dönüştürürüz?
#KaranlığınHızı #ElizabethMoon #BilimKurgu #Roman #Kitap #Otizm #Kimlik #Edebiyat #Ekubo