İlk bakışta küçük bir ejderhayı andıran iguanalar, pullu derileri, sırtlarından kuyruklarına uzanan dikenleri ve güçlü gövdeleriyle sürüngenler dünyasının en dikkat çekici üyelerinden biridir. İguanidae familyasında yer alan bu hayvanların en tanınmış temsilcilerinden biri yeşil iguanadır (Iguana iguana). Adına rağmen her birey parlak yeşil değildir. Yaşa, yaşadığı bölgeye ve bireysel özelliklerine bağlı olarak zeytin yeşili, kahverengi, grimsi hatta turuncuya yaklaşan tonlar görülebilir. Büyük yetişkinlerin kuyruk dahil uzunluğu 1,5 metreyi aşabilir ve bu uzunluğun önemli bölümünü son derece güçlü kuyruk oluşturur.
İguanaların doğal yaşam alanlarının merkezi Orta ve Güney Amerika'nın tropikal bölgeleridir. Meksika'nın bazı kesimlerinden Brezilya ve Paraguay'a kadar geniş bir coğrafyada görülebilirler. Ayrıca Karayipler'de de çeşitli popülasyonları bulunur. Sıcak ve nemli ormanları, özellikle nehir ve göl çevresindeki ağaçlık bölgeleri severler. Yeşil iguanalar oldukça iyi tırmanıcılardır ve hayatlarının önemli bölümünü ağaçların üzerinde geçirir. Tehlike karşısında yüksek bir daldan suya atlayabilmeleri ise onları yalnızca iyi birer tırmanıcı değil, aynı zamanda başarılı yüzücüler haline getirir.
Görüntüsü ürkütücü olsa da yeşil iguananın beslenmesi şaşırtıcı derecede sakindir. Yetişkinler ağırlıklı olarak otçuldur. Yapraklar, çiçekler, sürgünler ve çeşitli meyveler temel besinlerini oluşturur. Suyu yalnızca doğrudan içerek değil, yedikleri bitkilerden de alabilirler. Genç bireylerin beslenmesi konusunda geçmişte böcek tüketiminin önemli olduğu düşünülse de günümüzde yeşil iguanaların esas olarak bitkisel beslenmeye uyum sağlamış hayvanlar olduğu kabul edilir. Bu nedenle dış görünüşleri bir avcıyı çağrıştırsa da aslında günlerinin büyük kısmı yaprakların arasında yiyecek aramak ve güneşlenmekle geçer.
İguananın en ilginç özelliklerinden biri başının üzerinde bulunan ve bazen üçüncü göz olarak adlandırılan parietal gözdür. Bu yapı bizim gözlerimiz gibi ayrıntılı görüntüler oluşturmaz. Daha çok ışık ve karanlıktaki değişimleri algılar ve yukarıdan yaklaşabilecek tehlikelere karşı hayvana yardımcı olur. Başının iki yanında görülen büyük yuvarlak yapı ise kulak zarıdır. Çenesinin altında bulunan geniş deri kıvrımı da yalnızca süs değildir. İletişimde, tehdit gösterilerinde ve vücut sıcaklığının düzenlenmesinde rol oynar.
İguanalar soğukkanlı hayvanlardır. Vücut sıcaklıklarını bizim gibi içeriden sabit tutamadıkları için güneş onlar açısından adeta doğal bir ısıtma sistemi görevi görür. Sabahları güneşlenen bir iguana görmek bu nedenle son derece doğaldır. Isındıktan sonra hareketliliği artar. Tehlike anında kaçmayı tercih etse de köşeye sıkışırsa güçlü kuyruğunu kamçı gibi kullanabilir, tırmalayabilir veya ısırabilir. Bazı iguanalar yakalandıklarında kuyruklarının bir bölümünü bırakıp kaçabilir ve zaman içerisinde kuyruk kısmen yeniden büyüyebilir.
Bugün iguanalar yalnızca vahşi doğada değil, insanların etkisiyle doğal yaşam alanlarının çok uzağında da karşımıza çıkıyor. Özellikle yeşil iguana bazı bölgelerde egzotik evcil hayvan ticareti ve sonradan doğaya bırakılan bireyler nedeniyle istilacı popülasyonlar oluşturmuştur. Bu durum iguananın ne kadar dayanıklı ve uyum sağlayabilen bir sürüngen olduğunu gösterirken başka bir gerçeği de hatırlatıyor: Egzotik bir hayvanı ait olmadığı ekosisteme bırakmak, yerel doğa üzerinde beklenmedik sonuçlar yaratabilir. Milyonlarca yıllık evrimin biçimlendirdiği iguana ise dikenli sırtı, ağır bakışları ve zırhı andıran pullarıyla bugün hâlâ tropik ağaçların dallarında küçük bir tarih öncesi canlı gibi yaşamını sürdürüyor.