1922 yılının Mart ayının son günlerinde, Almanya'nın Bavyera bölgesindeki Hinterkaifeck adlı ıssız çiftlikte tuhaf şeyler yaşanmaya başladı. Çiftliğin sahibi Andreas Gruber, çevresindekilere karda ormana doğru uzanan değil, ormandan çiftliğe gelen ayak izleri gördüğünü anlatmıştı. Daha rahatsız edici olan ise izlerin geri dönüşünün görünmemesiydi. Gruber ayrıca tavan arasından sesler geldiğini söylemiş, evde kendilerine ait olmayan bir gazete bulunduğu da aktarılmıştı. Birilerinin çiftliğin çevresinde dolaştığından şüpheleniyordu. Fakat birkaç gün sonra yaşanacaklar düşünüldüğünde, asıl ürpertici ihtimal şuydu: Ya o kişi yalnızca çiftliğin çevresinde dolaşmıyorsa?
31 Mart 1922 gecesi çiftlikte Andreas Gruber, eşi Cäzilia, kızları Viktoria Gabriel ve Viktoria'nın iki çocuğu Cäzilia ile Josef bulunuyordu. Aynı gün çiftliğe yeni hizmetçi Maria Baumgartner da gelmişti. Önceki hizmetçinin aylar önce ayrıldığı, çiftliğin perili olduğuna inandığı aktarılır. Yeni hizmetçi için burası ilk iş günüydü. Aynı zamanda hayatının son günü olacaktı. O gece altı kişinin tamamı öldürüldü.
Olayın en esrarengiz ayrıntılarından biri, dört aile üyesinin ahır bölümünde bulunmasıydı. Maria ile küçük Josef ise evin içinde bulundu. Araştırmacılar yıllar boyunca aile üyelerinin ahıra tek tek çağrılmış veya bir şekilde oraya yönlendirilmiş olabileceğini tartıştı. Ancak o gece tam olarak hangi sırayla ne yaşandığını kesin biçimde ortaya koymak mümkün olmadı. Cinayetlerde çiftliğe ait bir tarım aletinin kullanıldığı belirlendi. Bu da katilin silahını yanında getirmemiş olabileceği ihtimalini güçlendiriyordu.
Fakat Hinterkaifeck'i sıradan bir faili meçhul cinayetten ayıran asıl ayrıntı, cinayetlerden sonraki günlerde ortaya çıktı. Ailenin öldürüldüğü düşünülmesine rağmen çiftlikte yaşam devam etmiş gibi görünüyordu. Hayvanların beslendiğine ilişkin bulgular vardı. Bacadan duman çıktığını gördüğünü söyleyenler oldu. Evde yemek yenildiğine dair işaretlerden de söz edildi. Katil gerçekten cinayetlerden sonra çiftlikte kaldıysa, öldürdüğü insanların birkaç metre ötesinde günlük işlerle uğraşmış olabilirdi. Ancak bu ayrıntıların tamamının aynı derecede sağlam kanıtlara dayanmadığını da unutmamak gerekiyor.
Cinayetler hemen fark edilmedi. Ailenin günlerdir görülmemesi üzerine 4 Nisan'da komşular çiftliğe geldi ve korkunç manzarayla karşılaştı. Soruşturma başladığında olay yeri bugünün adli standartlarından çok uzaktı. Meraklı insanların çiftlikte dolaşması, cesetlerin ve çevrenin incelenme biçimi önemli kanıtların kaybolmasına yol açmış olabilir. Üstelik cinayetlerin üzerinden birkaç gün geçmişti. Katil için zaman çoktan çalışmaya başlamıştı.
Şüpheliler konusunda ise hikaye giderek karmaşıklaştı. Komşular, aile çevresindeki kişiler ve Viktoria'nın geçmiş ilişkileri araştırıldı. Çiftlikte para bulunması, basit bir soygun ihtimalini zayıflatan ayrıntılardan biriydi. Viktoria'nın küçük oğlu Josef'in babasının kim olduğu konusunda yaşanan anlaşmazlıklar da soruşturmanın önemli parçalarından biri haline geldi. Yıllar içinde çok sayıda isim öne sürüldü ancak hiçbiri cinayetleri kesin olarak açıklayacak kanıtlarla ilişkilendirilemedi.
Daha sonra çiftlik yıkıldı. Yıllar geçti, tanıklar öldü, belgeler eskidi ve Hinterkaifeck'in gerçeği giderek tarihin içine gömüldü. Modern araştırmacılar dosyayı yeniden değerlendirdi, çeşitli şüpheliler üzerinde durdu ancak olay hukuken çözülemedi. Bugün elimizde parçalanmış ifadeler, eski soruşturma kayıtları ve birbirini tamamlamayan ipuçları bulunuyor.
Belki de Hinterkaifeck'i yüz yıldan fazla zaman sonra hâlâ rahatsız edici yapan şey, katilin kim olduğundan önce başka bir sorudur. Andreas Gruber gerçekten karda yalnızca çiftliğe doğru gelen ayak izleri gördüyse ve tavan arasındaki sesleri doğru duyduysa, cinayetlerden önce evde veya çiftliğin binalarında saklanan biri olabilir miydi? Bunu kanıtlayan kesin bir delil yok. Ama ihtimal bile hikayeyi değiştirmeye yetiyor. Çünkü o zaman Hinterkaifeck'in gizemi, katilin o gece çiftliğe nasıl girdiği değil, oraya ne kadar önce geldiği oluyor.