Bazı insanlar dışlanmaz. Kendileri dışarıda durur. Bir masaya oturabilecekleri halde kenarda kalırlar. Bir grubun parçası olabilecekleri halde mesafelerini korurlar. İnsanlarla konuşur, güler, sever, dostluk kurarlar ama kendilerini hiçbir çevrenin, grubun ya da kalabalığın içinde tamamen eritmezler. Çünkü onların problemi ait olamamak değildir. Ait olmak istememeleridir. Çoğu insan hayatı boyunca bir yere kabul edilmeye çalışır. Bir arkadaş çevresine, bir topluluğa, bir ilişkiye, bir statüye. Bazen bunun bedeli fark edilmeden ödenir Kabul edilmek için bazı düşünceler söylenmez. Dışlanmamak için bazı davranışlara sessiz kalınır. İnsan yalnız kalmamak uğruna kendisinin daha kabul edilebilir bir versiyonunu yaratmaya başlar. Ve bir süre sonra herkes seni tanır… Ama sen, onların tanıdığı kişiyi artık tanımazsın. İşte bazı insanlar tam burada başka bir yol seçer. Kendilerine şu soruyu sorarlar. Bir yere ait olabilmek için kendimden vazgeçmem gerekiyorsa, neden oraya ait olmak isteyeyim. Bu insanlar insanlardan nefret etmek zorunda değildir. Yalnızlığı kutsamak zorunda da değildir.
Sadece kendilerini bir grubun onayıyla tanımlamak istemezler. Bugün bir masada oturabilir, yarın kalkıp gidebilirler. Bir insanı sevebilir ama onun dünyasında kaybolmak istemeyebilirler. Bir topluluğun düşüncelerine katılabilir ama kimliklerini o topluluğa teslim etmeyebilirler. Çünkü onlar için yakınlık başka şeydir, aidiyet başka. Fakat burada rahatsız edici bir soru vardır. Gerçekten özgür oldukları için mi hiçbir yere ait olmak istemezler Yoksa bir zamanlar ait oldukları yerde o kadar incinmişlerdir ki artık hiçbir yere bağlanmamayı mı öğrenmişlerdir. Çünkü Kimseye ihtiyacım yok. cümlesi bazen bağımsızlığın ilanıdır. Bazen de kimsenin göremediği eski bir yaranın üzerine kurulmuş duvardır. İkisini birbirinden ayırmak kolay değildir. Belki de gerçek özgürlük hiçbir yere ait olmamak değildir. İstediğin yere ait olabilecek kadar yakınlaşabilmek, fakat gerektiğinde kendini kaybetmeden ayrılabilmektir. Çünkü bazı insanlar kalabalığın dışında kaldıkları için yalnız değildir. Sadece kendilerine ait kalabilmek için kalabalığın içinde kaybolmayı reddederler.