Bazı insanlar yardım istemez. Çünkü yardıma ihtiyaçları olmadığı için değil… İhtiyaç duyduklarında kimsenin gelmeyeceğini çok erken öğrendikleri için. Bir sorun çıktığında ilk düşündükleri şey Kimi arayabilirim olmaz. Bunu nasıl çözerim olur. Canları yandığında anlatacak birini aramak yerine susarlar. Maddi bir problem çıktığında kendi yollarını bulurlar. Bir karar vermeleri gerektiğinde kimsenin elinden tutmasını beklemezler. Düştüklerinde kalkarlar. Yorulduklarında biraz durur, sonra devam ederler. Ve zamanla çevresindeki insanlar onlar hakkında aynı şeyi söylemeye başlar. O halleder. İşte bazen bütün hikaye bu iki kelimenin arkasında saklıdır. Çünkü herkes senin halledebileceğini öğrendiğinde, bir süre sonra kimse Sen iyi misin diye sormamaya başlayabilir. Güçlü görünmenin garip bir bedeli vardır. İnsanlar senin de yorulabileceğini unutabilir.
Sen bile unutabilirsin. Her şeyi tek başına halletmeye alışan insan için yardım istemek zamanla basit bir davranış olmaktan çıkar. Birine ihtiyacı olduğunu söylemek zor gelir. Bir yükünü paylaşmak rahatsız eder. Birinin onun için bir şey yapmasını beklemek kontrolü kaybetmek gibi hissettirebilir. Çünkü hayat ona başka bir sistem öğretmiştir. Bekleme. Güvenme. Çöz. Devam et. Bu sistem gerçekten işe yarar. İnsan dayanıklı olur. Kriz anlarında soğukkanlı kalmayı öğrenir. Kendi kararlarını verebilir. Başına bir şey geldiğinde bir kurtarıcı beklemez. Fakat bir noktadan sonra güç ile alışkanlık birbirine karışmaya başlar. Artık insan sadece yapabildiği için tek başına değildir. Başkasına güvenmenin nasıl bir şey olduğunu unuttuğu için de yalnızdır. Birisi Sana yardım edeyim dediğinde ilk cevabı çoğu zaman. Gerek yok olur. Oysa bazen gerçekten gerek vardır. Sadece bunu kabul etmek kolay değildir.
Çünkü yıllarca kendi yükünü taşıyan bir insan için yardım almak rahatlamak değil, borçlanmak gibi hissedebilir. Bir gün karşısına çıkarılacağından korkabilir. Hayal kırıklığına uğramamak için beklenti oluşturmamayı seçebilir. Birine yaslanırsa o kişinin çekilip gidebileceğini düşünebilir. Bu yüzden en güvenli formülü bulur. Kimseye yaslanmazsan, kimse çekildiğinde düşmezsin. Kulağa güçlü gelir. Ama bunun görünmeyen bir bedeli vardır. Çünkü insan yalnızca kötü günlerini değil, zamanla hayatının tamamını tek başına taşımaya başlayabilir. Üzüntüsünü paylaşmaz. Korkularını göstermez. Zayıf olduğu anları saklar. Hatta sevildiğinde bile kendisini tamamen bırakmakta zorlanabilir. İnsanlar onun hayatına girer ama yüklerine dokunamaz.
Onu tanırlar ama mücadelelerinin büyük bölümünü bilmezler. Çünkü dışarıdan bakıldığında dimdik duran bazı insanların içinde yıllardır çalışan tek bir cümle vardır. Ben hallederim. Ve gerçekten hallederler. Mesele zaten hiçbir zaman yapıp yapamayacakları değildir. Asıl soru şudur. Her şeyi yapabiliyor olmak, her şeyi tek başına yapmak zorunda olduğun anlamına gelir mi. Belki gerçek güç her yükü tek başına taşımak değildir. Bazen bir başkasının yanında savunmanı indirebilmek de güçtür. Bilmiyorum diyebilmek. Yoruldum diyebilmek. Bana yardım eder misin diyebilmek. Çünkü bağımsızlık, kimseye ihtiyaç duymamak değildir. İhtiyaç duyduğunda bunu söyleyebilecek kadar kendinden emin olabilmektir. Ve belki de yıllarca her şeyi tek başına halleden insanların öğrenmesi gereken en zor şey şudur. Güçlü olmak, yükünün tamamını ömür boyu yalnız taşımak zorunda olduğun anlamına gelmez.