Sen Hayır Dedin, O Seni Kötü İnsan Gibi Hissettirdi
Bazen bir ilişkide karşınızdaki insan size doğrudan. Bunu yapmak zorundasın demez. Bunun yerine öyle cümleler kurar ki birkaç dakika önce son derece normal görünen kararınızdan utanmaya, kendinizi açıklamaya ve hatta ortada açık bir hatanız olmadığı hâlde özür dilemeye başlarsınız.
Ben senin için olsam düşünmeden yapardım.
Demek benim senin hayatındaki değerim bu kadarmış.
Tamam, sorun değil… Zaten senden bir şey istememeliydim. İşte burada karşımıza guilt tripping, yani kişinin suçluluk duygusunu kullanarak davranışını etkilemeye çalışma çıkar. Guilt tripping'in güçlü tarafı, çoğu zaman açık bir emir veya tehdit gibi görünmemesidir. Karşınızdaki kişi size ne yapmanız gerektiğini doğrudan söylemek yerine, yapmak istemediğiniz seçeneğin sizi bencil, sevgisiz, vefasız veya duyarsız biri gibi hissettirmesine neden olabilir. Örneğin sevgilinizle o akşam görüşmek istemediğinizi söylediğinizi düşünün. Sağlıklı bir iletişimde karşı taraf hayal kırıklığını ifade edebilir: Seni görmek istiyordum, gelmemene üzüldüm. Bu bir duygunun açıkça anlatılmasıdır.
Fakat cevap şöyle olduğunda tablo değişir. Boş ver, gelme. İnsan sevdiği kişiyi görmek için zaten bahane üretmez. Artık konu yalnızca o akşam buluşup buluşmamak değildir. Farkında olmadan sevginizi kanıtlamak zorunda bırakıldığınız başka bir tartışmanın içine çekilmiş olabilirsiniz. Bu nedenle guilt tripping'in en dikkat çekici işaretlerinden biri, konuşmanın sonunda kendinizi sürekli savunurken bulmanızdır. Başlangıçta yalnızca bir sınır koymuşken birkaç dakika sonra neden iyi bir sevgili olduğunuzu, neden onu önemsediğinizi veya neden aslında kötü niyetli olmadığınızı anlatıyor olabilirsiniz. Ancak önemli bir ayrım var. Her suçluluk hissettiren konuşma manipülasyon değildir. Bazen gerçekten birini kırmış olabiliriz ve karşımızdaki insan bunun kendisini nasıl etkilediğini söyleme hakkına sahiptir. Sorun, suçluluğun tekrar tekrar bir itaat aracına dönüşmesi ve kişinin sınırlarının bu yöntemle aşılmasıdır.
Guilt tripping zamanla ilişkide görünmez bir düzen oluşturabilir. Kişi artık karşısındakinin ne söyleyeceğini bildiği için daha tartışma başlamadan kendi davranışlarını değiştirmeye başlayabilir arkadaşlarıyla buluşmaktan vazgeçebilir, istemediği şeylere evet diyebilir veya yalnızca karşı taraf üzülmesin diye kendi ihtiyaçlarını sürekli erteleyebilir. Ve belki de bu psikolojik oyunun en önemli noktası tam burada saklıdır. Bir şeyi sevdiğiniz için yapmakla, yapmadığınızda suçlu hissettirileceğiniz için yapmak aynı şey değildir. Çünkü sağlıklı bir ilişkide sevginizi gösterebilirsiniz. Ama sevginizi sürekli kanıtlamak zorunda bırakılıyorsanız, artık konuşulması gereken şey sevginizin miktarı değil, ilişkinin sizden neden sürekli kanıt istediğidir.