Otomobil tarihinin en tuhaf araçlarından biri olan Peel P50, ilk bakışta gerçek bir otomobilden çok çocuklar için yapılmış küçük bir oyuncak gibi görünüyor. Ancak bu üç tekerlekli, tek kişilik araç gerçekten trafiğe çıkmak üzere üretildi ve Guinness Dünya Rekorları tarafından dünyanın en küçük seri üretim otomobili olarak tanındı. Yaklaşık 1,37 metre uzunluğunda, 99 santimetre genişliğinde ve yalnızca 59 kilogram ağırlığındaki P50'nin fikri son derece basitti. Bir otomobil gerçekten ne kadar küçülebilir? Peel Engineering bu soruya 1960'ların başında oldukça sıra dışı bir cevap verdi.
Peel P50, İngiltere ile İrlanda arasındaki Man Adası'nın Peel kasabasında Peel Engineering tarafından geliştirildi. İlk prototip 1962'de Londra'daki Earls Court Cycle and Motorcycle Show'da sergilendi. Şirket esasen fiberglas parçalar üreten bir işletmeydi ve P50'nin gövdesinde de bu tecrübesini kullandı. Avrupa'da savaş sonrası dönemde ekonomik mikro otomobiller oldukça popülerdi. 1956 Süveyş Krizi'nin yakıt arzı konusunda yarattığı endişeler de küçük ve ekonomik araçlara ilgiyi artırmıştı. Peel ise bu düşünceyi neredeyse uç noktasına taşıdı, otomobilde yalnızca gerçekten gerekli olan şeyler bulunacaktı.
Sonuç ortaya çıktığında otomobil inanılmaz derecede sadeydi. İçeride yalnızca bir sürücü ve bir alışveriş çantası için yer bulunuyordu. Tek kapısı vardı. Önünde tek far, camında tek silecek bulunuyordu. Klima, radyo, geniş bagaj veya bugün otomobilde normal kabul ettiğimiz konfor donanımlarının hiçbirinden söz etmek mümkün değildi. Hatta otomobilin geri vitesi bile yoktu. Bunun yerine arkasına bir tutma kolu yerleştirilmişti. Sürücü yanlış yere park ederse otomobilden iniyor, yaklaşık 59 kilogramlık aracın arkasını bu koldan kaldırıyor ve istediği yöne doğru çeviriyordu.
P50'nin minicik fiberglas gövdesinin arkasında 49 cc hacminde, tek silindirli, iki zamanlı bir motor bulunuyordu. Kaynaklara göre yaklaşık 4,2-4,5 beygir güç üretiyordu ve üç ileri vitesli manuel şanzıman kullanıyordu. Dönem kaynakları ve müze kayıtlarında azami hız yaklaşık 38-40 mil/saat, yani yaklaşık 61-64 km/s seviyesinde veriliyor. Üç küçük tekerleğin ikisi önde, motor tarafından hareket ettirilen tek tekerlek ise arkadaydı. Yakıt tüketiminin yaklaşık 100 mpg seviyesine ulaşabildiği aktarılıyor, yani P50'nin amacı hız veya performans değil, mümkün olan en az malzeme ve yakıtla kişisel ulaşım sağlamaktı.
Otomobilin reklam anlayışı da kendisi kadar sıra dışıydı. Peel Engineering P50'yi yaklaşık olarak yürümekten bile ucuz fikriyle pazarlıyor ve otomobil konforunu moped maliyetiyle sunduğunu öne sürüyordu. Yeni satış fiyatı yalnızca 199 sterlindi. Elbette bu rakamı bugünün 199 sterlini gibi düşünmemek gerekir. Fakat P50 zaten dönemin pahalı ve prestijli otomobillerine rakip olmak için tasarlanmamıştı. Şehir içinde işe gitmek, küçük alışverişler yapmak ve mümkün olan en düşük maliyetle ulaşım sağlamak onun temel amacıydı.
P50'nin belki de en önemli özelliği üretim miktarının son derece düşük olmasıdır. Kaynaklarda kesin sayı konusunda küçük farklılıklar bulunuyor. RM Sotheby's yaklaşık 47 orijinal üretim otomobilden, günümüzde ise bunların 30'dan azının varlığının bilindiğinden söz ediyor. Peel Engineering kendi kayıtlarında 50 adet üretildiğini ve 27'sinin günümüze ulaştığının bilindiğini belirtiyor. Dolayısıyla kesin üretim rakamı tartışmalı olsa da değişmeyen gerçek şu: orijinal Peel P50 bugün son derece nadir bir klasik otomobil.
Bu nadirlik otomobilin değerini inanılmaz seviyelere taşıdı. 1964 model orijinal bir P50, 2013'te RM müzayedesinde 120.750 dolara satıldı. Başka bir 1964 P50 ise 2016'da RM Sotheby's Amelia Island müzayedesinde 176.000 dolara ulaşarak model için olağanüstü bir satış rakamı elde etti. 2017'de satılan başka bir örnek 140.250 dolar bulurken, 2020'de 1965 model bir P50 55.000 avroya satıldı. Dolayısıyla bugün orijinal bir P50'nin değerini tek bir rakamla ifade etmek doğru değildir. Orijinallik, şasi geçmişi, restorasyon kalitesi ve belgeleri fiyatı büyük ölçüde değiştirebilir. Fakat bir zamanlar 199 sterline satılan küçücük otomobilin bugün ciddi koleksiyon otomobilleriyle yarışan fiyatlara ulaşması başlı başına ilginçtir.
Peki Peel P50 bugün hala kullanılabilir mi? Evet. Orijinal araçların çalışan örnekleri bulunuyor ve model Birleşik Krallık'ta üç tekerlekli araç kategorisinde yasal olarak trafiğe çıkabiliyor. Hatta 1965 model bir P50'nin geçmişte bir mikro otomobil buluşmasına gidip dönmek için tek günde yaklaşık 200 millik bir yolculuk yaptığı belgelenmiş durumda. Fakat günümüz trafiğinde son derece küçük gövdesi, düşük gücü ve modern otomobillerle kıyaslanamayacak güvenlik yapısı düşünüldüğünde P50 artık günlük ulaşım aracından çok tarihî bir koleksiyon parçası olarak anlam taşıyor.
Üstelik P50 tamamen tarihe karışmış değil. Peel Engineering markası daha sonra yeniden canlandırıldı ve günümüzde orijinal tasarımdan esinlenen benzinli ve elektrikli P50 modelleri sipariş üzerine üretiliyor. Bunları 1960'lardan kalma orijinal P50'lerle karıştırmamak gerekiyor, koleksiyon dünyasında astronomik değerlere ulaşabilenler esas olarak dönemin gerçek üretim araçlarıdır. P50'nin modern popüler kültürde yeniden ünlenmesinde otomobil programı Top Gearın da büyük etkisi oldu. Jeremy Clarkson küçücük P50'yi kullanarak BBC Television Centre'ın içine kadar girdi ve aracın koridorlardan geçebilecek kadar küçük olduğunu gösterdi. Böylece yıllarca yalnızca mikro otomobil koleksiyoncularının tanıdığı P50, yeni kuşakların da bildiği sıra dışı bir otomobil ikonuna dönüştü.
Peel P50 bugün hızından, gücünden veya lüksünden dolayı değerli değil. Tam tersine, neredeyse hiçbir şeye sahip olmadığı için değerli. Tek koltuk, üç tekerlek, tek far, tek silecek, küçücük bir motor ve geri vites yerine otomobili elle çevirmek için kullanılan bir tutma kolu. Otomobil endüstrisinin sürekli daha büyük, daha güçlü ve daha konforlu araçlar üretmeye çalıştığı bir çağda Peel P50 tamamen ters yönde ilerledi. Onu gerçek bir klasik yapan tam olarak budur. Çünkü bazı otomobiller dönemlerinin en hızlısı oldukları için tarihe geçer, bazıları tasarımlarıyla, bazıları yarış zaferleriyle. Peel P50 ise otomobilin ne kadar küçülebileceğini göstererek tarihe geçti.