İnsan bedeni bazen içeride olup bitenlerin izlerini dışarıda bırakabilir. Göz çevresindeki bazı değişikliklerden cilt bulgularına kadar fizik muayenenin hala tıbbın önemli parçalarından biri olmasının nedeni de budur. Frank işareti bu açıdan en merak uyandırıcı örneklerden biridir. Tıbbi adıyla diagonal earlobe crease (DELC), kulak memesini yaklaşık 45 derecelik açıyla çaprazlayan belirgin bir çizgidir. İşaret, adını 1973'te New England Journal of Medicine'a gönderdiği mektupta bu görünüm ile koroner arter hastalığı arasında olası bir bağlantıya dikkat çeken Amerikalı hekim Sanders T. Frank'tan alır. O günden bu yana basit bir kırışıklığın kalp ve damar sağlığı hakkında bilgi taşıyıp taşımadığı onlarca araştırmanın konusu oldu.
Araştırmaların önemli bir bölümü Frank işaretinin koroner arter hastalığı ve aterosklerozla ilişkili olabileceğini gösteriyor. 2021'de yayımlanan ve 3.951 hastayı kapsayan 13 çalışmayı değerlendiren sistematik incelemede Frank işaretinin koroner hastalıkla ilişkisini araştıran çalışmaların sonuçları bir araya getirildi. Ancak işaretin hastalığı saptamadaki duyarlılığı %26–90, özgüllüğü ise %32–96 gibi oldukça geniş aralıklarda değişiyordu. Araştırmacıların vardığı sonuç önemliydi. Frank işareti koroner arter hastalığı olasılığını bir miktar değiştirebilse de tek başına güvenilir bir tanı testi değildir ve varlığı ya da yokluğu hastanın tıbbi yönetimini belirlememelidir.
Bununla birlikte bağlantıyı tamamen tesadüf olarak görmek de kolay değil. Daha sonraki bir sistematik inceleme ve meta-analizde 12 çalışma, 2.415 koroner arter hastası ve 2.545 kontrol birlikte değerlendirildi. Analizde kulak memesinde çapraz çizgi bulunan kişilerde koroner arter hastalığı görülme olasılığının daha yüksek olduğu ve incelenen bazı çalışmalarda ilişkinin yaş ile bilinen kardiyovasküler risk faktörleri hesaba katıldıktan sonra da devam ettiği bildirildi. Ayrıca iki kulakta birden belirgin çizgi bulunmasının daha güçlü bir ilişki gösterebileceği öne sürüldü. Frank işaretinin yalnızca kalple sınırlı olmayabileceğine ilişkin veriler de bulunuyor, 2020 tarihli bir sistematik derleme, işaret ile özellikle iskemik inme başta olmak üzere serebrovasküler hastalıklar arasında olası bir ilişkiye dikkat çekti.
Peki kulak memesiyle kalp damarları arasında nasıl bir biyolojik bağlantı olabilir? İşte modern bilimin henüz kesinleştiremediği bölüm burasıdır. Öne sürülen açıklamalardan biri, kulak memesindeki küçük damarların ve bağ dokusunun yaşlanma ve aterosklerozla ilişkili değişimlerden etkilenebileceğidir. Mikrodolaşım bozukluğu, elastik liflerde dejenerasyon, oksidatif stres ve biyolojik yaşlanma süreçleri olası mekanizmalar arasında tartışılmıştır. Frank işaretinin yaş ilerledikçe daha sık görülmesi ise yorumlamayı zorlaştırır. Çünkü koroner arter hastalığının görülme sıklığı da yaşla birlikte artar. Dolayısıyla aynı kişide hem kulak çizgisinin hem damar hastalığının bulunması, birinin diğerine neden olduğunu göstermez. Korelasyon, nedensellik değildir.
Bu nedenle modern tıp Frank işaretine kulakta kalp hastalığının teşhisi olarak bakmıyor. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, hipertansiyon, diyabet, yüksek LDL kolesterol, sigara kullanımı, aile öyküsü ve kişinin toplam kardiyovasküler risk profili çok daha önemlidir. Gerektiğinde hekim değerlendirmesi, kan basıncı ve lipid ölçümleri, elektrokardiyografi ve kişinin durumuna göre efor testi, koroner BT anjiyografi veya başka incelemelerle desteklenebilir. Kulak memesindeki çizginin bulunması damarlarım tıkalı anlamına gelmediği gibi çizginin bulunmaması da kalp damar hastalığının olmadığı anlamına gelmez. Sistematik incelemelerin özellikle vurguladığı nokta budur.
Frank işaretini ilginç yapan şey belki de bize tıbbın nasıl çalıştığını göstermesidir. Bir gözlem, önce şüphe doğurur, araştırmalar ilişkiyi sınar, ardından bilim ilişkinin gerçekten nedensel ve klinik olarak kullanılabilir olup olmadığını sorgular. Elli yılı aşkın araştırmadan sonra bugün söyleyebildiğimiz şey, kulak memesindeki bu çizginin kardiyovasküler hastalıklarla istatistiksel bir ilişkisi olabileceği, fakat tek başına bir teşhis ya da kehanet olmadığıdır. Yani kulağımız kalbimiz hakkında küçük bir ipucu taşıyor olabilir, fakat o ipucunun ne anlama geldiğine karar vermek için kulağa değil, kişinin bütün kardiyovasküler risk tablosuna bakmak gerekir.
#Frankİşareti