1. Para Arttıkça İnsan Gerçekten Daha Mutlu Olur mu?
Para mutluluk getirmez demek kolaydır. Fakat para; güvenli bir ev, iyi bir eğitim, sağlık hizmetlerine erişim, özgürce karar verebilmek ve istemediğin bir hayatın içinde mecburen kalmamak anlamına da gelebilir. Bu yüzden para ile mutluluk arasındaki ilişki düşündüğümüzden daha karmaşıktır. Belki de asıl mesele ne kadar paramız olduğu değil, paranın hayatımızdaki hangi sorunları çözebildiğidir. Çünkü insan bazı şeyleri satın alabilir, bazı şeylerin yalnızca koşullarını iyileştirebilir, bazı şeylere ise serveti ne olursa olsun ulaşamayabilir.
Peki sen zengin olmak mı istiyorsun, yoksa özgür olmak mı?
2. Öleceğimizi Bildiğimiz Halde Neden Hiç Ölmeyecekmiş Gibi Yaşıyoruz?
İnsan, kendi ölümünü düşünebilen ender canlılardan biri. Bir gün burada olmayacağımızı biliyoruz. Buna rağmen erteliyoruz, yıllar sonrasının planlarını yapıyoruz, küçük meseleleri büyütüyor ve bazen hiç gelmeyebilecek bir gelecek uğruna bugünü harcıyoruz. Belki de bunun başka türlü olması mümkün değildir. Ölümü her dakika bütün gerçekliğiyle hissetseydik gündelik hayatımızı sürdürebilir miydik? Unutmak, belki de zihnin bize verdiği tuhaf bir yaşama mekanizmasıdır.
Bugünün son günün olduğunu bilseydin, şu an yaptığın şeyi yine yapar mıydın?
3. İnsan Neden Kendisine İyi Gelmeyen Birini Özler?
Bir insanın bize iyi gelmediğini bilmek, ona karşı hissettiklerimizi otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Çünkü bağ kurmak yalnızca mantıkla gerçekleşmez. Anılar, alışkanlıklar, beklentiler ve birlikte geçirilen zaman bir insanı zihnimizde olduğundan çok daha büyük bir yere taşıyabilir. Bu yüzden bazen özlediğimiz şey kişinin kendisi bile olmayabilir. Onun yanındaki halimizi, gerçekleşmesini beklediğimiz ihtimalleri veya artık geri dönemeyeceğimiz bir dönemi özlüyor olabiliriz.
Birini özlediğinde gerçekten kimi özlüyorsun, onu mu, onunlayken olduğun kişiyi mi?
4. Hayatımızdaki İnsanları Gerçekten Biz mi Seçiyoruz?
En yakın arkadaşını, eşini veya hayatında önemli bir yere sahip birini düşün. Onunla başka bir şehirde doğsaydın karşılaşacak mıydın? Farklı bir okulda okusaydın? O gün başka bir yere gitseydin? Hayatımızın en önemli ilişkilerinin bazılarının arkasında inanılmaz derecede küçük tesadüfler bulunur. Sonra bu tesadüflerin üzerine yıllar, anılar ve anlamlar inşa ederiz. Bir rastlantı zamanla hayatımın insanı dediğimiz kişiye dönüşebilir.
Hayatındaki en önemli insanla hiç karşılaşmamış olsaydın, bugün kim olurdun?
5. Neden Sahip Olduğumuz Şeylerin Değerini Kaybedince Anlıyoruz?
Bir ev, bir insan, sağlık, aile, gençlik. Hayatımızdayken sıradanlaşan pek çok şey, kaybolduğunda bir anda paha biçilemez hale gelebilir. Çünkü insan zihni sürekli karşılaştığı koşullara şaşırtıcı derecede hızlı alışabilir. Belki de hayatın en büyük ironilerinden biri budur. Bir zamanlar sahip olmak için dua ettiğimiz şey, yıllar sonra gündelik hayatımızın fark etmediğimiz bir parçasına dönüşebilir.
Bugün hayatında sıradan gördüğün hangi şeyi kaybetsen dünyan değişirdi?
6. İyi Bir İnsan Olmak İçin Ödüle İnanmak Gerekir mi?
Bir insan yalnızca doğru olduğuna inandığı için iyilik yapıyorsa bunun anlamı nedir? Peki iyiliğinin karşılığında bir ödül bekliyorsa yaptığı şeyin ahlaki değeri değişir mi? Bu soru binlerce yıldır dinin, ahlakın ve felsefenin merkezinde bulunuyor. Çünkü davranışımız kadar niyetimizin de önemli olup olmadığı, iyi insan dediğimiz şeyin ne olduğunu değiştiriyor.
Yaptığın hiçbir iyiliğin karşılığını bu dünyada veya başka bir yerde almayacağını kesin olarak bilseydin, yine aynı insan olur muydun?
7. Daha Fazlasını İstemeyi Ne Zaman Bırakacağız?
Daha iyi bir ev, daha fazla para, daha güzel bir beden, daha başarılı bir kariyer. İnsan çoğu zaman bir hedefe ulaştığında kısa süre sonra yeni bir hedef belirler. Dün hayalini kurduğu hayat, bugün ona sıradan gelebilir. Belki de ilerlememizi sağlayan şey tam olarak bu tatminsizliktir. Fakat aynı özellik, sahip olduklarımızdan hiçbir zaman tamamen memnun olamamamıza da neden olabilir. Böylece hayat, sürekli yaklaşırken uzaklaşan bir hedefe dönüşür.
Şu anda istediğin her şeye sahip olsaydın, gerçekten durur muydun?
8. Başka Bir Hayat Yaşasaydık Yine Aynı Kişi Olur muyduk?
Kendimizi değişmez bir ben olarak düşünmeye eğilimliyiz. Oysa kişiliğimiz; ailemizden, yaşadığımız şehirden, karşılaştığımız insanlardan, kayıplarımızdan, başarılarımızdan ve tesadüflerden etkilenerek şekilleniyor. Başka bir ülkede, başka bir ailede ve bambaşka koşullarda dünyaya gelseydin bugün aynı şeylere inanır mıydın? Aynı insanları sever, aynı şeylerden korkar ve aynı kararları verir miydin?
Senden bütün yaşadıklarını çıkarsak geriye ne kadar sen kalırdı?
9. Zaman Gerçekten Hızlanıyor mu?
Çocukken bir yaz tatili sonsuzmuş gibi gelirdi. Yetişkinlikte ise yıllar birbirini kovalamaya başlar. Takvim aynı hızda ilerlediği halde zamanın zihnimizdeki hissi değişebilir. Bunun nedenlerinden biri, yetişkinlikte hayatın daha rutin hale gelmesi olabilir. Yeni deneyimler azaldıkça günler birbirine benzer. Belki de zaman çok hızlı geçiyor dediğimizde aslında zamanın değil, hayatımızdaki yeniliklerin azaldığını hissediyoruz.
Son bir yıl sana çok hızlı geçtiyse, gerçekten zaman mı hızlandı, yoksa günlerin birbirine mi benzedi?
10. Bütün Bunların Sonunda Ne İçin Yaşıyoruz?
Belki de insanlığın en eski sorularından biri bu. Para kazanıyoruz, evler kuruyoruz, seviyoruz, ayrılıyoruz, çocuk yetiştiriyoruz, başarıların peşinden koşuyoruz. Sonra bir gün bütün bunların ortasında durup çok basit ama ürkütücü bir soru sorabiliyoruz. Bütün bunlar neden? Belki hayatın herkese verilmiş tek bir cevabı yoktur. Belki insanın görevi cevabı bulmak değil, yaşadığı süre boyunca kendi cevabını oluşturabilmektir. Sevdiği insanlar, yaptığı işler, bıraktığı izler veya yalnızca yaşadığı küçük anlar.
Bir gün hayatına dönüp baktığında, iyi ki yaşamışım demen için neyin gerçekleşmiş olması gerekir?