Bir spor takımı için deplasman yolculuğu, müsabakanın sıradan bir parçasıdır. Oyuncular aynı otobüse biner, aynı uçağa geçer ve birkaç saat sonra yeniden sahaya çıkacaklarını düşünerek yola koyulur. Ancak spor tarihinde bazı yolculukların dönüşü olmadı. Şampiyonluklar kazanan kadrolar, gelecek vadeden genç sporcular ve hatta ülkelerini temsil etmek üzere yola çıkan milli takımlar, tek bir kazayla neredeyse bütünüyle yok oldu. Geride yarım kalan sezonlar, boş soyunma odaları ve yeniden takım kurmak zorunda kalan kulüpler kaldı.
1949'daki Grande Torino'dan 1958'de Manchester United'ın Busby Babes kuşağına, 1970'te Marshall Üniversitesi takımından 1993'te Zambiya Milli Takımı'na ve 2016'da Chapecoense'ye kadar bu faciaların bazıları spor tarihinin yönünü değiştirdi. Kimi takımlar birkaç yıl içinde yeniden ayağa kalkarken kimileri kaybettikleri kuşağın seviyesine bir daha ulaşamadı. Bu dosyada, sporcuların toplu halde yaşamını yitirdiği en büyük ulaşım facialarını kronolojik olarak ele alıyor, kazaların nasıl gerçekleştiğine ve geride bıraktıkları takımların daha sonra ne olduğuna bakıyoruz.
1949 - Grande Torino: Superga'da Sona Eren Bir Futbol Hanedanı
4 Mayıs 1949'da Torino, sıradan bir futbol takımı değildi. Dönemin İtalyan futboluna damgasını vuran ve Grande Torino adıyla anılan kadro, arka arkaya şampiyonluklarla ülkenin en güçlü takımı haline gelmişti. Takım, Benfica kaptanı Francisco Ferreira'nın futbola vedası için Lizbon'da oynanan dostluk maçından İtalya'ya dönüyordu. Torino'yu taşıyan Fiat G.212, kötü hava koşulları altında kente yaklaşırken yoğun sisin içine girdi. Saat 17.05'te uçak, Torino'nun üzerindeki tepede bulunan Superga Bazilikası'nın arka bölümüne çarptı. Uçaktaki 31 kişinin tamamı hayatını kaybetti. Ölenler arasında takım kaptanı Valentino Mazzola dahil 18 Torino futbolcusu, antrenörler, kulüp yöneticileri ve gazeteciler bulunuyordu.
Facianın büyüklüğü yalnızca ölenlerin sayısından kaynaklanmıyordu. İtalya, aynı anda milli takımının da omurgasını oluşturan bir futbol kuşağını kaybetmişti. Kulübün önünde ise çok sıra dışı bir sorun vardı: Lig devam ediyordu ama sahaya çıkarılabilecek A takım neredeyse kalmamıştı. Torino sezonun kalan karşılaşmalarına genç takımını çıkardı ve rakipleri de saygı göstergesi olarak genç oyuncularıyla karşılık verdi. Grande Torino'nun adı bugün yalnızca kazandığı kupalarla değil, İtalyan spor tarihinin en büyük kayıplarından biriyle birlikte anılıyor.
1950 - VVS Moskova: Sovyet Buz Hokeyinin Gizlenen Faciası
7 Ocak 1950'de Sovyet Hava Kuvvetleri'nin takımı VVS Moskova, Çelyabinsk'te oynayacağı buz hokeyi karşılaşmasına gidiyordu. Takımı taşıyan Lisunov Li-2, kötü hava nedeniyle Sverdlovsk'a yönlendirildi. Yoğun kar ve kuvvetli rüzgar altında inişe çalışan uçak, birkaç başarısız yaklaşmanın ardından beşinci denemesinde düştü. Uçaktaki 19 kişinin tamamı öldü. Kurbanlar arasında VVS Moskova'nın 11 oyuncusunun yanı sıra takım doktoru ve masörü de bulunuyordu. Takımın yıldızlarından Vsevolod Bobrov ise uçağa binmediği için hayatta kaldı.
Kazayı daha sıra dışı hale getiren şey Sovyetler Birliği'nin bilgi üzerindeki sıkı denetimiydi. VVS Moskova, Josef Stalin'in oğlu Vasili Stalin'in himayesindeki takımdı ve facia uzun süre kamuoyunda geniş biçimde konuşulmadı. Takım kısa sürede yeni oyuncularla oluşturuldu. VVS, yaşadığı büyük kayba rağmen sonraki yıllarda Sovyet buz hokeyinin güçlü ekiplerinden biri haline gelerek 1951, 1952 ve 1953 şampiyonluklarını kazandı. Bir kadronun neredeyse tamamen kaybedildiği olay böylece uzun yıllar Sovyet spor tarihinin gölgede kalan facialarından biri olarak kaldı.
1958 - Manchester United: Busby Babes'in Münih'te Yarım Kalan Hikayesi
6 Şubat 1958'de Manchester United'ın genç yıldızları Avrupa'nın en heyecan verici futbol kuşaklarından biri kabul ediliyordu. Matt Busby'nin kurduğu ve Busby Babes adı verilen takım, Kızılyıldız'ı eleyerek Avrupa Kupası'nda yarı finale yükselmişti. Belgrad'dan Manchester'a dönen uçak yakıt ikmali için Münih'e indi. Kar ve sulu karın etkili olduğu pistte iki kalkış girişimi iptal edildi. Üçüncü denemede uçak pistten çıkıp çevredeki yapılara çarptı. Kazanın ardından toplam 23 kişi hayatını kaybetti. Bunların sekizi Manchester United futbolcusuydu. Roger Byrne, Eddie Colman, Mark Jones, David Pegg, Tommy Taylor, Geoff Bent ve Liam Whelan kazada, henüz 21 yaşındaki Duncan Edwards ise 15 gün sonra hastanede öldü.
Manchester United bütün takımını kaybetmemişti ancak Avrupa'nın zirvesine yürüyen kadrosunun çekirdeği bir anda yok olmuştu. Matt Busby ağır yaralanmasına rağmen hayatta kaldı. Kulüp sezonu bırakmadı ve kazadan iki haftadan kısa süre sonra yeniden sahaya çıktı. Sonraki yıllarda Busby takımı yeniden kurdu. Münih'ten sağ kurtulan Bobby Charlton gibi oyuncular yeni dönemin temelini oluşturdu ve Manchester United, kazadan tam on yıl sonra 1968 Avrupa Kupası'nı kazandı. Böylece Münih faciası yalnızca kaybedilen bir takımın değil, enkazın ardından yeniden kurulan bir takımın da hikayesine dönüştü.
1961 - ABD Artistik Patinaj Takımı: Bir Ülkenin Bütün Dünya Şampiyonası Kadrosu
15 Şubat 1961'de Sabena'nın 548 sefer sayılı uçağı New York'tan Brüksel'e yaklaşıyordu. Yolcular arasında Prag'daki Dünya Artistik Patinaj Şampiyonası'na giden ABD milli kafilesi bulunuyordu. Uçak Brüksel yakınlarında düşerek parçalandı ve uçaktaki hiç kimse kurtulamadı. ABD'nin Dünya Şampiyonası için seçtiği 18 sporcunun tamamı hayatını kaybetti. Onlarla birlikte antrenörler, hakemler, yetkililer ve aile üyeleri de öldü. Tek bir sabah, Amerikan artistik patinajının en üst seviyedeki sporcu kuşağını ortadan kaldırmıştı.
Facianın ardından 1961 Dünya Şampiyonası iptal edildi. ABD Artistik Patinaj Federasyonu ise ölen sporcuların anısını yaşatmak ve gelecek kuşakların yetişmesini sağlamak amacıyla bir yardım fonu oluşturdu. Bu fon ilerleyen yıllarda binlerce genç sporcuya destek verdi. Böylece kazanın ardından oluşturulan sistem, Peggy Fleming, Scott Hamilton ve daha sonraki kuşaklardan birçok sporcunun gelişimine katkıda bulundu. Amerikan artistik patinajının yeniden uluslararası zirveye dönmesi yıllar aldı.
1961 - Green Cross: And Dağları'nda Kaybolan Futbolcular
Aynı yıl Şili futbolu da büyük bir hava faciasıyla karşılaştı. 3 Nisan 1961'de Green Cross takımının oyuncularını taşıyan LAN Chile uçağı Temuco'dan Santiago'ya gidiyordu. Douglas DC-3 tipi uçak And Dağları üzerinde kayboldu ve La Gotera Tepesi'ne çarptığı anlaşıldı. Uçaktaki 24 kişinin tamamı hayatını kaybetti. Kurbanların arasında Green Cross'un sekiz profesyonel futbolcusu ve teknik ekipten iki kişi bulunuyordu.
Takımın tamamı uçakta olmadığı için Green Cross bütünüyle ortadan kalkmadı ancak kadrosunun önemli bir bölümünü aynı anda kaybetti. Kaza o tarihte Şili'nin en ağır havacılık facialarından biriydi. Resmi kayıtlarda kesin neden belirlenemedi. Buzlanmaya bağlı kontrol kaybı veya uçağın araziye çarpması üzerinde duruldu. Spor tarihindeki diğer büyük kazalar kadar uluslararası hafızada yer etmese de Green Cross faciası Şili futbolunun en ağır günlerinden biri olarak kaldı.
1969 - The Strongest: Viloco Faciası
26 Eylül 1969'da Bolivya'nın köklü kulüplerinden The Strongest'ın futbolcuları Santa Cruz'dan La Paz'a dönüyordu. Lloyd Aéreo Boliviano'ya ait Douglas DC-6B, yolculuk sırasında And Dağları'ndaki Choquetanga Dağı'na çarptı. Enkazın bulunması günler sürdü. Uçakta bulunan 74 kişinin tamamı hayatını kaybetmişti. Ölenler arasında The Strongest kafilesinden 17 kişi bulunuyordu ve kulüp bir anda A takımının büyük bölümünü kaybetti.
Facia Bolivya'da Viloco Trajedisi olarak hafızaya kazındı. Kazanın kesin nedeni belirlenemedi ve kötü hava ile görüş koşulları olası etkenler arasında değerlendirildi. The Strongest için sorun artık yalnızca yas tutmak değildi. Kulübün futbol hayatını sürdürebilmesi için yeniden bir takım kurulması gerekiyordu. Bolivya'daki diğer kulüpler ve futbol dünyası yardım kampanyalarıyla destek verdi. The Strongest yeniden sahaya döndü ancak 1969 kuşağının kaybı kulübün kimliğinin kalıcı bir parçası haline geldi.
1970 - Wichita State: Aynı Takım, İki Uçak ve Hayatı Değiştiren Bir Tercih
2 Ekim 1970'te Wichita State Üniversitesi Amerikan futbolu takımı Utah State ile oynayacağı karşılaşma için iki ayrı uçakla seyahat ediyordu. Uçaklar renkleri nedeniyle Gold ve Black olarak adlandırılmıştı. Gold uçağı Colorado'daki dağlık bölgede rotasını sürdürürken Martin 404 tipi uçak Mount Trelease yakınlarında araziye çarptı. Kazada 31 kişi öldü. Bunların 14'ü Wichita State oyuncusuydu. Sekiz futbolcu ve yardımcı pilot ise enkazdan sağ çıkmayı başardı. Diğer uçakta bulunan takım arkadaşları Utah'a güvenli biçimde ulaştı.
Faciayı ürpertici kılan ayrıntılardan biri, aynı takımın oyuncularının iki uçağa bölünmüş olmasıydı. Bir grubu taşıyan uçak güvenle inerken diğer grubu taşıyan uçak bir dağın yamacında parçalanmıştı. Üniversite futbol programını tamamen kapatmak yerine sürdürme kararı aldı. Wichita State bugün her yıl 2 Ekim'de Memorial '70 anıtında hayatını kaybeden oyuncuları, çalışanları ve destekçileri anıyor.
1970 - Marshall Üniversitesi: Bir Futbol Takımını Taşıyan Uçakta Kimse Kurtulmadı
Wichita State kazasının üzerinden yalnızca altı hafta geçmişti. 14 Kasım 1970 gecesi Marshall Üniversitesi Amerikan futbolu takımı East Carolina karşılaşmasından dönüyordu. Southern Airways'e ait charter uçak Huntington yakınlarındaki Tri-State Havalimanı'na yaklaşırken ağaçlara çarptı ve düştü. Uçaktaki 75 kişinin tamamı öldü. Kurbanların 37'si Marshall futbolcusuydu. Başantrenör Rick Tolley, antrenörler, atletizm departmanı çalışanları ve takımla seyahat eden destekçiler de hayatını kaybetti. Üniversitenin futbol programının insan kadrosu tek bir gecede büyük ölçüde ortadan kalkmıştı.
Marshall'ın önünde çok zor bir karar vardı. Futbol programı kapatılabilir ya da neredeyse sıfırdan bir takım kurulabilirdi. Üniversite ikinci yolu seçti. Kazaya katılmayan oyuncular, gençler ve yeni isimlerden oluşturulan takım ertesi sezon sahaya çıktı. Marshall faciası zamanla Amerikan spor kültürünün en bilinen yeniden ayağa kalkma hikayelerinden biri haline geldi ve 2006 yapımı We Are Marshall filmine de konu oldu.
1977 - Evansville Purple Aces: 90 Saniye Süren Son Yolculuk
13 Aralık 1977'de University of Evansville erkek basketbol takımı Middle Tennessee State ile oynayacağı maç için yola çıktı. Takımı taşıyan charter DC-3, Evansville'deki havaalanından kalktıktan yalnızca yaklaşık 90 saniye sonra düştü. Uçaktaki 29 kişinin tamamı hayatını kaybetti. Ölenlerin arasında başantrenör Bobby Watson ve 14 basketbolcu bulunuyordu. Üniversitenin erkek basketbol takımının neredeyse bütün aktif kadrosu tek kazada yok olmuştu.
Facianın ardından üniversitede basketbolun geleceği tartışıldı ancak program sürdürüldü. Evansville'de olayın yaşandığı gece daha sonra The Night It Rained Tears, yani Gözyaşlarının Yağdığı Gece olarak anılmaya başladı. Üniversitenin Memorial Plaza alanında 29 kurbanın anısı yaşatılıyor. Evansville faciasını diğer örneklerden ayıran şeylerden biri, uçağın uzun bir yolculukta değil, kalkıştan sadece saniyeler sonra düşmesiydi. Takımın deplasmana uzanan yolculuğu daha şehirden ayrılmadan sona ermişti.
1979 - Pakhtakor Taşkent: Gökyüzünde Birbirine Çarpan İki Uçak
11 Ağustos 1979'da Özbekistan'ın en önemli kulüplerinden Pakhtakor Taşkent, Sovyet ligi karşılaşması için Minsk'e gidiyordu. Takımı taşıyan Tupolev Tu-134, Ukrayna üzerindeyken başka bir Tu-134 ile havada çarpıştı. İki uçakta bulunan 178 kişinin tamamı hayatını kaybetti. Kurbanların arasında Pakhtakor'un 17 takım mensubu vardı. Kulübün ana kadrosu ve futbol yapılanması tek bir anda ağır bir kayba uğradı.
Facianın ardından Sovyet futbolunun diğer kulüpleri Pakhtakor'un yeniden takım kurabilmesi için oyuncu desteği sağladı. Ayrıca kulübün ligdeki konumunun korunmasına yönelik özel düzenlemeler yapıldı. Pakhtakor kısa sürede yeniden sahaya döndü ancak 1979 takımı Özbek futbolunda hala özel bir yere sahip. Bu olay diğer kazalardan da farklıydı. Takımı taşıyan uçakta belirgin bir teknik arıza sonucu yere çarpma yaşanmamış, iki yolcu uçağı binlerce metre yükseklikte aynı hava sahasında birbirine girmişti.
1987 - Alianza Lima: Şampiyonluğa Giderken Pasifik'e Düşen Takım
8 Aralık 1987'de Peru'nun Alianza Lima takımı Deportivo Pucallpa'yı 1-0 yenmiş ve ligde liderliğe yükselmişti. Genç futbolcuların ağırlıkta olduğu kadro, yıllar sonra gelecek bir şampiyonluğun eşiğinde görülüyordu. Takımı Lima'ya götüren Peru Deniz Kuvvetleri'ne ait Fokker F27, başkente yaklaşırken Pasifik Okyanusu'na düştü. Uçakta 43 kişi bulunuyordu. Kazada 16 Alianza Lima futbolcusu, teknik direktör Marcos Calderón ve teknik ekip üyeleri dahil 42 kişi öldü. Yalnızca pilot hayatta kaldı.
Alianza Lima'nın önünde sezonun ortasında neredeyse sıfırdan takım kurmak gibi olağanüstü bir görev vardı. Kulübün eski yıldızlarından bazıları yeniden forma giydi. Şili'nin Colo-Colo kulübü de oyuncu desteğinde bulundu. Alianza sezonu tamamladı ancak kazadan önce lider durumda bulunan takım şampiyonluğa ulaşamadı. Ventanilla açıklarında yaşanan facia bugün hala Peru spor tarihinin en büyük kayıplarından biri olarak anılıyor.
1993 - Zambiya Milli Takımı: Dünya Kupası Hayali Atlantik'te Sona Erdi
27 Nisan 1993'te Zambiya Milli Takımı, 1994 Dünya Kupası elemelerinde Senegal ile karşılaşmak üzere Dakar'a gidiyordu. Takımı taşıyan Zambiya Hava Kuvvetleri'ne ait DHC-5 Buffalo, yakıt ikmali için Gabon'un başkenti Libreville'e uğradı. Kalkıştan kısa süre sonra uçak Atlantik Okyanusu'na düştü. Uçaktaki 30 kişinin tamamı öldü. Bunların 18'i Zambiya Milli Takımı futbolcusuydu. Teknik direktör Godfrey Chitalu ve yardımcısı Alex Chola da hayatını kaybetti. Zambiya, Dünya Kupası'na ulaşması beklenen en yetenekli kuşaklarından birini bir gecede kaybetmişti.
Yıllar sonra yayımlanan resmi soruşturmada motor sorunlarının ardından pilotun çalışan motoru kapatmasının, pilot yorgunluğunun ve arızalı bir göstergenin kazaya katkıda bulunduğu belirtildi. Ancak Zambiya futbolu yok olmadı. Yeni kurulan milli takım Dünya Kupası elemelerine devam etti ve 1994 Afrika Uluslar Kupası'nda finale kadar yükseldi. Hikayenin en çarpıcı devamı ise 2012'de geldi. Zambiya, Afrika Uluslar Kupası finalini kazanınca ilk kıta şampiyonluğunu elde etti. Finalin oynandığı yer Gabon'du. Takım kupayı, 19 yıl önce aynı ülkede hayatını kaybeden futbolcuların anısına adadı.
2011 - Lokomotiv Yaroslavl: Sezon Başlamadan Yok Olan Buz Hokeyi Takımı
7 Eylül 2011'de Rus buz hokeyi kulübü Lokomotiv Yaroslavl, KHL sezonunun ilk karşılaşmasını oynamak üzere Minsk'e gidiyordu. Yak-42 tipi uçak Yaroslavl'dan kalkış sırasında yeterli irtifayı kazanamadı ve kısa süre sonra düştü. Takımın oyuncuları, antrenörleri ve kulüp çalışanları aynı uçaktaydı. Lokomotiv'den 26 oyuncu, üç antrenör ve sekiz takım görevlisi hayatını kaybetti. Oyuncu Alexander Galimov kazadan ağır yaralı olarak kurtarıldı ancak beş gün sonra öldü. Uçuş mühendisi Alexander Sizov ise kazanın tek uzun süreli sağ kalanı oldu.
Lokomotiv'in 2011-12 sezonunda mücadele etmesi artık sportif açıdan anlamını yitirmişti. Kulüp KHL sezonundan çekildi ve takım yeniden yapılanmaya başladı. Facia yalnızca Rusya'yı değil, uluslararası buz hokeyini etkiledi çünkü kadroda Rusların yanında Slovak, İsveçli, Çek, Belaruslu, Alman ve başka ülkelerden önemli oyuncular bulunuyordu. Lokomotiv daha sonra yeniden KHL'ye döndü. Ancak 7 Eylül, uluslararası buz hokeyi tarihinde bir profesyonel takımın neredeyse bütün kadrosunu aynı anda kaybettiği en ağır günlerden biri olarak kaldı.
2016 - Chapecoense: Final Maçına Giderken Yarım Kalan Masal
Chapecoense'nin hikayesi facianın hemen öncesinde neredeyse bir futbol masalıydı. Brezilya'nın görece küçük kulüplerinden biri olan takım alt liglerden yükselmiş, 2016'da Copa Sudamericana finaline kadar ulaşmıştı. 28 Kasım gecesi futbolcular Kolombiya'nın Medellín kentinde Atlético Nacional ile oynayacakları finalin ilk maçına gidiyordu. LaMia'nın 2933 sefer sayılı uçağı Medellín yakınlarında düştü. Kazada 71 kişi hayatını kaybetti. Uçakta bulunan 22 Chapecoense futbolcusundan 19'u öldü. Takımın teknik kadrosu ve yöneticilerinin önemli bölümü de yaşamını yitirdi. Üç Chapecoense futbolcusu, Alan Ruschel, Jakson Follmann ve Neto hayatta kaldı.
Finaldeki rakip Atlético Nacional, kupanın Chapecoense'ye verilmesini istedi. CONMEBOL daha sonra Chapecoense'yi 2016 Copa Sudamericana şampiyonu ilan etti. Dünya futbolundan kulüpler oyuncu ve maddi destek teklif ederken Chapecoense yeni bir kadro oluşturup yeniden sahaya çıktı. Kazadan önce futbol dünyasının büyük bölümünün henüz yeni tanımaya başladığı küçük Brezilya kulübünün adı, bir gecede dünyanın her yanında duyuldu. Chapecoense'nin ulaşamadığı Medellín finali ise spor tarihinin oynanmayan en unutulmaz maçlarından biri haline geldi.
Aynı Forma, Aynı Yolculuk, Aynı Kader
Bu faciaları birbirine bağlayan şey yalnızca uçak kazaları değil. Normal koşullarda bir takımın gücü olan birliktelik, bu yolculuklarda trajedinin büyüklüğünü artırdı. Futbolcuların, antrenörlerin ve yöneticilerin aynı araçta seyahat etmesi, tek bir kazanın yıllarca oluşturulmuş bir spor yapılanmasını birkaç saniye içinde ortadan kaldırmasına neden oldu. Torino bir futbol hanedanını, Zambiya bir milli takım kuşağını, Lokomotiv neredeyse bütün profesyonel kadrosunu, Chapecoense ise tarihinin en büyük maçına çıkmaya hazırlanan takımını kaybetti.
Yine de bu hikayelerin çoğu kazanın olduğu gün sona ermedi. Manchester United on yıl sonra Avrupa şampiyonu oldu, Pakhtakor yeniden kuruldu, Marshall sahaya döndü, Lokomotiv yeniden lige katıldı ve Chapecoense futbol hayatını sürdürdü. Belki de spor tarihindeki bu faciaların bugün hala anlatılmasının nedeni yalnızca kaybedilen insanların sayısı değil. Bir takım bazen yalnızca sahaya çıkan oyunculardan oluşmadığı için, oyuncularını kaybettiğinde bile adı, renkleri ve onları hatırlayan insanlar yaşamaya devam edebiliyor.