Bazı insanlar bir anda sessizleşmez. Önce defalarca kendilerini anlatırlar. Neden kırıldıklarını söylerler. Neden uzaklaştıklarını açıklarlar. Yanlış anlaşıldıklarında düzeltmeye çalışırlar. Haklarında yanlış düşünüldüğünde gerçeği anlatırlar. Bir davranışlarının sebebi sorulduğunda uzun uzun konuşurlar. Çünkü anlaşılmanın, doğru kelimeleri bulmaya bağlı olduğuna inanırlar. Bu yüzden sürekli açıklama yaparlar. Ben aslında onu demek istemedim. Bunu yapmamın bir nedeni vardı. Beni yanlış anladın. Benim tarafından da bak. Bir süre sonra fark etmeden hayatlarını yaşamaktan çok, hayatlarını başkalarına açıklamaya başlarlar. Verdikleri kararları… Koydukları sınırları… Gitmek istemedikleri yerleri… Görüşmek istemedikleri insanları… Neden değiştiklerini… Neden eskisi gibi olmadıklarını… Hatta bazen neden yorulduklarını bile açıklamak zorunda hissederler. Çünkü içlerinde sessiz bir korku vardır. Beni yanlış tanımasınlar. Sonra bir gün garip bir şey fark ederler. Bazı insanlar seni anlamadığı için değil, kendi görmek istediği şekilde görmek istediği için anlamıyordur.
Ne kadar açıklarsan açıkla sonuç değişmez. Sen bir cümle söylersin, o başka bir anlam çıkarır. Sen niyetini anlatırsın, o kendi hikayesine inanır. Sen gerçeği söylersin, o çoktan kararını vermiştir. İşte insanın içinde bir şey tam burada yorulmaya başlar. Çünkü anlaşılmak için konuşmak başka şeydir. Kendini sürekli savunmak zorunda kalmak başka. Ve bir gün artık açıklama yapmazsın. Birisi seni yanlış mı anladı. Düzeltmek için saatler harcamazsın. Birisi neden uzaklaştığını mı merak ediyor. Bazen cevabı zaten bildiğini düşünürsün. Birisi koyduğun sınırı beğenmedi mi. Sınırını kaldırmak yerine rahatsız olmasına izin verirsin. Çünkü sonunda şunu öğrenmeye başlarsın. Herkesin senin hakkında doğru düşünmesini sağlamak senin görevin değildir. İnsanların zihnindeki bütün yanlış anlaşılmaları düzeltemezsin. Herkese kendini sevdiremezsin. Her kararının herkes tarafından anlaşılmasını sağlayamazsın. Ve en önemlisi, hayatının her tercihinin savunma dosyasını hazırlamak zorunda değilsin. Bazen hayır sadece hayırdır. Bazen gitmek istemiyorsundur. Bazen konuşmak istemiyorsundur. Bazen bir ilişkiye devam etmek istemiyorsundur. Bazen eskiden kabul ettiğin bir şeyi artık kabul etmiyorsundur. Ve bunların hepsinin arkasında karşı tarafı tatmin edecek uzun bir açıklama bulunmak zorunda değildir. Fakat burada da ince bir çizgi vardır. Açıklama yapmayı bırakmak her zaman olgunluk değildir. Bazen insan iletişim kurmaktan kaçıyor olabilir. Hata yaptığında sorumluluk almamak için susabilir. Karşısındaki insanın hak ettiği açıklamayı vermemeyi Ben kimseye açıklama yapmak zorunda değilim cümlesinin arkasına saklayabilir. Çünkü sınır koymak başka şeydir. Sorumluluktan kaçmak başka. Gerçek değişim herkese susmak değildir.
Kime açıklama yapmaya değdiğini öğrenmektir. Seni gerçekten anlamaya çalışan insana konuşursun. Değer verdiğin ilişkilerde yanlış anlaşılmaları düzeltirsin. Hata yaptıysan sorumluluğunu alırsın. Ama seni zaten suçlu ilan etmiş bir mahkemenin önünde hayatın boyunca savunma yapmazsın. Çünkü bazı insanlar soru sormaz. Sadece verdikleri hükmü sana kabul ettirmeye çalışırlar. İşte bir gün açıklama yapmayı bırakan insanın değişimi burada başlar. Eskiden. Beni yanlış anlamasınlar diye düşünürken bir noktadan sonra. Beni gerçekten tanıyanlar zaten anlayacaktır demeye başlar. Bu kibir değildir. Her zaman umursamazlık da değildir. Bazen sadece insanın enerjisini nereye harcayacağını öğrenmesidir. Çünkü sürekli kendini açıklamak insanı fark ettirmeden tüketir. Her davranışının gerekçesini sunmak… Her sınırını savunmak… Her yanlış anlaşılmayı düzeltmek… Her insanın zihnindeki kendi versiyonunla savaşmak… Bir süre sonra insan şu gerçeği fark eder. Sen kendini ne kadar iyi anlatırsan anlat, bazı insanlar seni yalnızca anlayabilecekleri kadar anlayacaktır. Ve belki olgunlaşmanın sessiz işaretlerinden biri de budur. Her tartışmayı kazanmak istememek. Her yanlış anlaşılmayı düzeltmemek. Her suçlamaya cevap vermemek. Her gidenin arkasından kendini anlatmamak. Çünkü bazen sessizlik söyleyecek sözünün kalmadığı anlamına gelmez. O sözleri kimin duymaya değer olduğunu artık seçtiğin anlamına gelir. Ve insan bir gün açıklama yapmayı tamamen bırakmaz. Daha önemli bir şey yapar. Kendini, anlamaya niyeti olmayan insanlara anlatmayı bırakır.