Sibirya'nın güneyinde uzanan Baykal Gölü, dünyanın en derin gölü olarak zaten başlı başına sıra dışı bir yer. Ancak gölü çevreleyen en tuhaf anlatılardan biri, derinliğinden ya da yaşından değil, 1982 yılında burada görüldüğü iddia edilen devasa yüzücülerden söz ediyor. Sovyet askeri dalgıçlarının eğitim sırasında karşılaştıkları öne sürülen bu varlıkların yaklaşık üç metre boyunda olduğu, insanı andırdığı ve Baykal'ın buz gibi sularında herhangi bir normal solunum cihazı olmadan hareket ettikleri anlatılıyor. Onları daha da esrarengiz kılan ayrıntı ise üzerlerinde bulunduğu söylenen gümüş renkli, vücuda oturan giysiler ve başlarını çevreleyen küresel başlıklardı.
Anlatıya göre askeri dalgıçlar yaklaşık 50 metre derinlikte çalışırken bu bilinmeyen yüzücülerle karşılaştı. İnsan biçimindeydiler fakat olağanüstü uzunlardı. Üstelik dalgıçların aksine sırtlarında oksijen tüpleri bulunmuyordu. Baykal'ın bu derinliklerdeki son derece soğuk suyunda rahatlıkla hareket ediyor gibi görünmeleri de olayı aktaranların dikkat çektiği ayrıntılardan biriydi. Karşılaşma üstlerine bildirildiğinde olayın yalnızca gözlemle bırakılmadığı ve varlıklardan birini yakalamak üzere yedi kişilik bir dalgıç grubunun görevlendirildiği iddia edildi.
Hikâyenin en karanlık bölümü bundan sonra başlıyor. Yedi dalgıcın büyük bir ağ kullanarak yüzücülerden birini yakalamaya çalıştığı, ancak açıklanamayan güçlü bir etkiyle grubun aniden su yüzeyine doğru fırlatıldığı ileri sürülüyor. Yaklaşık 50 metre derinlikten kontrolsüz ve hızlı biçimde yükselmek bir dalgıç için son derece tehlikelidir. Anlatıya göre dalgıçlarda ağır dekompresyon sorunları gelişti. Basınç odasının aynı anda tüm ekibi tedavi etmeye yeterli olmadığı ve yedi kişiden üçünün hayatını kaybettiği iddiası da efsanenin zamanla en çok tekrarlanan bölümlerinden biri haline geldi.
Olay burada da bitmiyor. Hikâyenin bilinen versiyonunda Sovyet askeri yetkililerinin benzer varlıklarla başka derin göllerde de karşılaşıldığı konusunda birlikleri uyardığı anlatılıyor. Issık Göl'de eğitim yapan askeri dalgıçlara kadar ulaştığı söylenen bu uyarının ardından bilinmeyen yüzücüleri yakalamaya yönelik girişimlerden vazgeçilmesi istendiği iddia ediliyor. Bazı sonraki anlatılar işi daha da ileri götürerek göllerin üzerinde ve altında görülen dev disklerden, ışıklardan ve tanımlanamayan cisimlerden söz ediyor. Böylece başlangıçta garip bir dalgıç hikâyesi olan olay, zaman içinde Sovyet döneminin UFO ve USO anlatılarının bir parçasına dönüşüyor.
Fakat Baykal'ın üç metrelik yüzücülerini gerçek bir tarihsel olay olarak kabul etmemizi sağlayacak kanıtlar bugün elimizde değil. Olayın 1982'de gerçekleştiği söylense de anlatının izlenebilen temel kaynaklarından biri Mark Shteynberg'in 1992 yılında yayımlanan yazısına dayanıyor. Kamuya açık, doğrulanmış bir Sovyet askeri olay raporu, hayatını kaybettiği ileri sürülen üç dalgıcın doğrulanabilir listesi, tıbbi kayıtları ya da karşılaşmaya ait özgün görüntüler ortaya konmuş değil. İnternette zaman zaman olayın gizliliği kaldırılmış Sovyet belgeleriyle kanıtlandığı öne sürülse de bu iddiayı doğrulayacak güvenilir bir belge zinciri gösterilemiyor.
Bu nedenle Baykal Gölü'nün üç metrelik yüzücüleri, kanıtlanmış bir karşılaşmadan çok Sovyet döneminin en etkileyici modern efsanelerinden biri olarak duruyor. Hikâyeyi ilginç yapan da belki tam olarak bu belirsizlik. Bir tarafta dünyanın en derin ve en sıra dışı göllerinden biri, diğer tarafta askeri dalgıçlar, ölümle sonuçlandığı iddia edilen gizemli bir operasyon ve yıllar sonra ortaya çıkan bir anlatı var. Üç metrelik yüzücüler gerçekten Baykal'ın karanlık sularında mıydı, yoksa Soğuk Savaş'ın gizlilik ortamında büyüyen bir söylenti miydi? Bugün için bildiğimiz tek şey, bu sorunun cevabını verecek sağlam kanıtın hala ortaya çıkmamış olması.