Eylül ayıyla birlikte balıkçı tekneleri yeniden denize açıldı ve tezgahlar hareketlenmeye başladı. Türkiye'de endüstriyel balıkçılığa yönelik genel av yasağı 1 Eylül 2026'da sona ererken yeni av sezonu da başladı. Ancak sezonun açılması denizdeki her balığın sınırsız biçimde avlanabileceği anlamına gelmiyor. Türlere göre asgari avlanma boyları, bölgesel yasaklar ve bazı özel kısıtlamalar devam ediyor. Örneğin palamut için asgari avlanma boyu 25, lüfer için 18, istavrit için 13, sardalya için 11 ve hamsi için 9 santimetre olarak uygulanıyor. Bu sınırlar yalnızca mevzuat açısından değil, balıkların üreyebilmesi ve denizlerdeki stokların sürdürülebilmesi açısından da önemli.
Eylül özellikle palamut, sardalya, istavrit ve barbunya gibi balıkların tezgahlarda daha sık görülmeye başladığı dönemlerden biri. Palamut sezonun en çok beklenen balıklarından olurken sonbahar ilerledikçe lüfer ailesi de daha fazla öne çıkar. Hamsinin asıl zamanı ise genellikle havaların ve deniz suyunun daha fazla soğuduğu ilerleyen aylardır. Bu nedenle balık seçerken yalnızca tezgahta bulunmasına değil, mevsimine ve avlanma boyuna da bakmak gerekir. Sezonunda tüketilen balık hem lezzet açısından daha iyi bir tercih olabilir hem de doğru avcılık kurallarına uyulduğunda sürdürülebilir balıkçılığı destekler.
Balığın sofradaki değeri yalnızca lezzetinden gelmiyor. Balık kaliteli protein sağlarken türüne göre omega 3 yağ asitleri, D vitamini, B12 vitamini, iyot ve selenyum gibi önemli besin öğelerini de içerebilir. Özellikle sardalya, hamsi ve uskumru gibi yağlı balıklar omega 3 yağ asitleri açısından dikkat çeker. Balığın sağlıklı bir beslenme düzeninin parçası olarak tüketilmesinin kalp sağlığı açısından yararlı olabileceğine ilişkin güçlü bilimsel kanıtlar bulunuyor. Ancak her balığın besin içeriği aynı olmadığı gibi cıva gibi çevresel kirleticilerin miktarı da türe göre değişebildiğinden sürekli tek bir tür yerine farklı balıkları tercih etmek daha dengeli bir yaklaşım.
Balık tüketirken pişirme yöntemi de en az balığın kendisi kadar önemli. Sürekli kızartmak yerine fırın, ızgara veya buğulama gibi yöntemler tercih edildiğinde balığın doğal besin değerinden daha iyi yararlanılabilir. Özellikle hamileler, emzirenler ve çocuklarda balık seçimi cıva düzeyi açısından ayrıca önem taşıyor. FDA ve EPA bu gruplarda düşük cıvalı seçeneklerden haftada 2 ile 3 porsiyon balık tüketilmesini öneriyor. Kısacası balık sezonunun açılması yalnızca tezgahların çeşitlenmesi anlamına gelmiyor. Doğru türü, doğru mevsimde ve sürdürülebilir avcılığa dikkat ederek tükettiğimizde denizden gelen bu besin hem soframız hem de gelecek sezonların balıkları için çok daha değerli hale geliyor.