Şanlıurfa’daki Karahantepe, insanlık tarihinin en eski dönemlerinden gelen yeni bir bilmeceyi gün yüzüne çıkardı. 2026 yılı kazılarında bulunan yaklaşık 11 bin yıllık taş heykel, bir insanı leoparın sırtında otururken gösteriyor. Yaklaşık 70 santimetre yüksekliğindeki eser, insan ve hayvanı tek bir kompozisyonda bir araya getiriyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Karahantepe’de daha önce benzerine rastlanmayan bir üslupla karşı karşıya olduğumuzu belirtiyor.
Heykelin bulunduğu yer de en az üzerindeki sahne kadar önemli. Eser, yaklaşık üç metre çapında, zemini yassı taşlarla döşenmiş bir yapının duvarı boyunca uzanan taş seki üzerinde ortaya çıkarıldı. Üstelik yaklaşık 11 bin yıl önce bırakıldığı konumda bulunduğu belirtiliyor. Bu durum heykelin yalnızca biçimini değil, bulunduğu mekanla olan ilişkisini de arkeologlar açısından önemli hale getiriyor.
Fakat keşfin asıl gizemi leoparın kendisinde saklı olabilir. Karahantepe ve çevresindeki erken Neolitik dünyada insan bedenleri ile tehlikeli hayvanların birlikte tasvir edildiği başka örnekler de biliniyor. Karahantepe'de daha önce ortaya çıkarılan bir kompozisyonda ise bu ilişkinin adeta tersi görülüyordu, insan figürü bir leoparı sırtında taşıyordu. Yeni heykelde roller değişmiş durumda, bu kez leoparın üzerinde insan bulunuyor.
Peki 11 bin yıl önce yaşayan insanlar neden kendilerini dönemin en güçlü yırtıcılarından biriyle böyle bir ilişki içinde tasvir etmişti? Bunun cevabı henüz bilinmiyor. Güç, hakimiyet, erkeklik, ritüel veya insan ile vahşi doğa arasındaki ilişkinin sembolik bir anlatımı gibi farklı yorumlar mümkün. Ancak ayrıntılı bilimsel değerlendirmeler yayımlanmadan bunlardan herhangi birini kesin açıklama olarak kabul etmek doğru değil. Yeni buluntunun malzemesi, kesin tarihlendirmesi ve işlevi konusunda da ayrıntılı kazı raporu henüz yayımlanmış değil.
Bu nedenle heykeli 11 bin yıl önce insanlar leopara biniyordu, şeklinde okumak yanıltıcı olur. Karşımızdaki sahne gerçek bir olayın kaydı olmak zorunda değil, bir inancı, hikayeyi, kimliği veya bugün anlamını tamamen kaybettiğimiz sembolik bir düşünceyi temsil ediyor olabilir. Aynı şekilde onu şimdiden dünyanın ilk binicilik tasviri ilan etmek için de yeterli bilimsel dayanak bulunmuyor.
Karahantepe'deki keşfin büyüleyici tarafı belki de tam burada ortaya çıkıyor. Yaklaşık 11 bin yıl önce henüz yazının olmadığı bir dünyada insanlar taşa yalnızca hayvanları ve insan bedenlerini değil, aralarındaki ilişkileri de aktarıyorlardı. Bugün o insanların seslerini duyamıyor, hikayelerini okuyamıyoruz. Fakat bıraktıkları taşlara bakarak aynı soruyu sorabiliyoruz. Birinde insan leoparı taşıyordu. Şimdi leopar insanı taşıyor. Peki Karahantepe insanı 11 bin yıl önce bize ne anlatmaya çalışıyordu?